Ah İngilizce Ah

Pek çok insanımızın, özellikle gençlerimizin bu sözü söylediğini duyuyorum. “Ah İngilizce!”, “Ah yabancı dil!”, “Gözün kör olsun!”, vesaire, vesaire, vesaire. Aslında biraz haksızlık etmiyor muyuz? Yani İngilizcenin ne suçu var? Yani dünya dili, eğitim dili, ticaret dili, hukuk dili, ülkeler arasındaki yazışma dili vesaire, vesaire, vesaire oldu diye, bu İngilizcenin suçu mu? İllaki bazı diller diğer dillere kıyasla daha çok öne çıkacak, ekonomi, hukuk, eğitim, edebiyat, ticaret, uluslararası yazışma dili olacak, yani bu İngilizce değil de Almanca ya da Fransızca olsaydı, farklı olacaktı? Kim bilir? Belki ilerde Çince ya da İspanyolca dünya dili olursa ne değişecek, yine dil öğrenmek gerekli olacak, yine dil öğrenmek zorunda kalacağız.

Gönül isterdi ki kendi anadilimiz, Türkçemiz dünya dili olsaydı, ama olmamış. Bu da İngilizcenin suçu değil ki yani, bir şekilde bahaneleri, mazeretlerimizi bir kenara bırakıp, öğrenmek zorundayız. Öğrenmek için çaba, emek, zaman, para harcamalıyız, üzerine düşmeliyiz. Öğrenememek diye bir şey yoktur. İstersek öğreniriz. Başkaları öğrenebiliyorsa biz de öğrenebiliriz. Bunun için ders almamız gerekiyorsa ders almalıyız hem özel ders veren, hem de yurt dışına gönderen öğretmenlerimiz de var artık. Yeter ki sizler, özellikle gençler gayret gösterin. Şunu artık kabul edelim; dil kitaptan öğrenilmez, dil okulda öğrenilmez, dil kapalı ortamlarda öğrenilmez, dil konuşarak, yaşayarak, yorumlayarak öğrenilir. Zaman zaman da olsa o dilin doğal konuşulduğu yerlere gideceğiz, ya da suni de olsa dilin konuşulduğu ortamlar yapacağız. Bu ortamların neler olabileceği konusundaki yaşamış olduğum deneyimlerimden oluşan fikirlerimden bir sonraki yazımda bahsedeceğim. Ama şunu unutmayalım, herkes dil öğrenebilir, günümüzün en rağbet gören dili İngilizce olduğu için, herkes İngilizce öğrenebilir ve öğrenmelidir. Yeter ki o dili yaşatalım, dil ancak yaşarsa, yaşatılırsa kalıcı olur. Tarihe baktığımızda pek çok dilin tarihin belli dönemlerinde çok öne çıktığı ama sonra, yaşatılamadığı için, önemini yitirdiği açıkça görülür. Mesela, Latince; bir zamanlar ne kadar gözde bir dil idi. Ama şimdi sadece bir Yunanca olarak kaldı. Çünkü yaşayamadı. Şimdi bizim sorunumuz dil öğrenememekte değil, okulda öğrenemediğimizi zannettiğimiz o İngilizceyi, Almancayı okuldan çıktıktan sonra yaşatamamakta.

Unutmayın, dil öğrenilir. Yeter ki, ihtiyacınıza göre doğru program ve metot ile, uzman bir öğretici ile çalışarak. Boşuna dememişler; “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” diye. Son olarak şunu söyleyeyim; (Lütfen, öğretmen arkadaşlarımın bazıları bana kızmasınlar) eğer ders aldığınız kurs ya da özel öğretmen; “bugünkü konumuz simple present, past tense diyerek derse başlıyorsa, o derse bırakın, bunlar elbette ki lazımdır. Ancak bütün ders saatlerini gramer konularıyla harcamak faydasızdır. Çünkü gramer hiçbir şeydir. Dilde önemli olan doğru kalıpla, doğru telaffuzla, farklı ağızlarla konuşabilmek, yazabilmektir.  Herkese kolaylıklar diliyorum.    

Yazan Abdurrezzak SARIN, İngilizce Öğretmeni