Çocuk Gelişimi

Ebeveynler günümüzde kendi kimliklerinden çok çocuklarının kim olduklarıyla çok daha ilgililer. Halbuki en büyük kaçan balık bu noktada karşımıza çıkıyor. Biz Kimiz? Bu sorunun cevabını arayıp, kendini geliştirerek çocuk yetiştiren bireylerin yetiştirdiği çocukların, diğer baskı altında yetişen çocuklara kıyasla daha özgüvenli, kararlı ve en önemlisi mutlu oldukları gözlenir.

Bütün gün TV karşısında ya da Telefon başında vakit geçiren ebeveynlerin 'çocuğum ödev yapmıyor.' diye yakardığını duymak kara mizah gibi. Ya da kitap okumayan çocuklar ya da uyku saatlerinde sorun yaşanılan ve dağınık çocuklar.

Bu tip konularda anne babalar kendilerine pek toz kondurmadan çocuklarda sorun aramaktadır. Halbuki onlar bizim aynalarımız. Bizim kadar varlar bu yaşamda. Biz TV karşısında vakit harcarken bir çocuğa kitap okumasını söylemek ve bunun onun gelişimi için önemli olduğunu söylemek, maalesef yalnızca bir nasihattir. Ve nasihatler sevilmez. Oysa eline kitap alıp bunu eğlenceli hale getirip ‘haydi kitap okuyoruz’ gibi bir ev içi etkinliği bir çocuk için çok daha inandırıcıdır.

Unutmayalım ki çocuklarımız bizim üst versiyonlarımız ve çok zekiler.

Daha derine inmek gerekirse, Türk aile yapısında gözlemlenen sürekli korumacı yapı geleceğe güvensiz nesiller yetiştiriyor. Aileler ya çocukları eşyalardan ya da eşyaları çocuklardan koruyorlar. Türk töresindeki temizlik kavramının aşırı önemi de çocuk gelişimine değerli seviyede ket vurmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bebeğin motor gelişiminde çok önemli yeri olan yemek yeme özgürlüğünün elinden alınması bu konuya örnek olabilir. Çünkü 8-10 aylık bir bebek kendi yemek yediğinde ebeveynlere göre ya aç kalır ya da yemek yenilen alan kirlenir. Halbuki bir bebeğin neredeyse ilk önemli motor ve psikomotor gelişimi kendi yemek yeme becerisini geliştirmesiyle başlar. Ellerini kullanma becerisi ve özgüven çocuğa verilen bu ilk sorumlulukla gelişir. Çünkü bir bebeğin tek özgürlüğü ya merak ettiği objeleri incelemektir ya da yemeğini yemektir. Özgür çocuk kendine güvenen çocuktur.

Çoğu bebek bekleyen ya da henüz bebek sahibi olmuş ailelerde karşılaştığımız bir durum örneğine geçelim. 'Ahh bütün eşyaları kaldırdık çünkü zarar verebilir ya da kendine zarar verebilir.' Bu noktada şu soru karşımıza çıkıyor. 'Neden çocuğunuza güvenmiyoruz?' Çocuklarımıza güvenmek, kendinden emin ve kararlı çocuklar yetiştirmek için ilk adımdır. Her bireyde doğumundan itibaren korunma iç güdüsü vardır. Bir bebek zarar görmemesi gerektiğine hakim olacak zeka seviyesine sahiptir. Ama tüm bebekler unutmayalım ki ilgi delisidir. Şöyle örneklendirelim; bebekler doğumundan itibaren gözlem yoluyla öğrenmeye başlarlar. Ve korunan objelerin onlarda uyandırdığı bilgi şudur: buna zarar verirsem eğer bana karşı ilgi olacak. Ya da yemek yemediğimde benimle sürekli ilgileniliyor, az ve zor yemek yemeliyim. Halbuki evin içindeki tüm objeler yerli yerinde dururken, çocuğa inceleme özgürlüğü verilirse, çocuk inceleyerek öğrenmeyi keşfeder ve bu verilen özgürlük çocukta evindeki objelere zarar vermemesiyle ilgili sorumluluk yükler ve çocuğun sorumluluk bilinci gelişir. Evinden ayrılırken bir çocuk sevdiği objelerle vedalaşıyorsa, o çocuk sevgi sorumluluğunu edinmiş bir birey olur. Aynı şekilde yemek yemek fizyolojik bir gerekliliktir. Tüm canlıların yaşam amacı hayatta kalmaktır ve bunun mümkün olmasının temel ihtiyaçlarından bir tanesi de beslenmedir. Çocuğunuz acıktığında beslenme ihtiyacı duyacaktır. Ama bu konuda aşırı ilgi gören bebeklerde konu fizyolojik ihtiyaç olmaktan çıkar ve artık ilgi kaynağı olur. Ailenin düzenli yemek saatleri çocuğun fizyolojik yemek saatlerini belirleyecek ve çocuk yemek saati geldiğinde ailesiyle hazırlanan sofrada beslenmesini sorunsuz sağlayacaktır.

Şu konunun altını özellikle çizmek isterim, ailesiyle hazırlanan sofrada... Bu bir bebek için inanılmaz bir gösteri fırsatıdır.

Sürekli olaylı ve gürültülü bir hane içinde, savaş halinde anne ve baba arasında, sevgi dolu, başarılı, kendine güvenen, bağımsız ve kararlı bir birey yetişmesini beklemek, menekşenin görüntüsüne aldanıp güzel kokmasını beklemekle aynı şeydir.  Çocuklarımız çok güzeldir. Peki biz ne kadar güzel, olgun ve fedakâr bireyleriz? Doğru soru, doğru cevabı getirir.

Eğer bir anne ve baba olarak çocuğunuzun kim olmasını istiyorsanız önce o kişi siz olun. Onlarla empati kurun, onların yerine kendinizi koyun. Size basit örneklerle bazı konuları anlatmaya çalıştım. Sizin gibi evini ve eşyalarını seven bir çocuk için, objeleri saklamak yerine sevmesi gerektiğini anlatın ve onları siz de sevin. Evet sevin. O objelere sarılın ve onları öpün. Çünkü bir bebek sevildiğini ve iletişimi bu şekilde anlar. Kararlarında onları özgür bırakın çünkü onların aldığı maksimum karar, kendi kendine yemek yemek istemesi ya da herhangi bir objeyi incelemek istemesidir. Ona olası zararlı durumları açıkladıktan sonra kararı kendisine verin. Emin olun çocuğunuz doğru kararı alacak. Ve asla daha küçük demeyin, bebeğiniz doğumundan itibaren sizinle kendi algı derecesinde iletişim halindedir.

Doğru gelişen ve doğru olgunlukta bireyler yetiştirmek için, sürekli kendimizi geliştirmek ve dünyanın bilgi kaynağına sonsuz aç olmalıyız ve her şeyi öğrenirken bu süreci çocuklarımızla sürekli paylaşmalıyız. Çocuğunuzun kitap okumasını istiyorsanız, üzülmeyin, sinirlenmeyin ve lütfen onlara bağırmayın. Çocuğunuzla oturup birlikte kitap okuyun. Ödevini yapmayan bir çocuğa bağırmayın, sorumluluk bilincini aşılayın ve çocuğunuz sizin de sorumluluklarınız olduğunu görsün. O ödevini yaparken siz de sorumluluğunuzu yerine getirin ve ona şunu söyleyin, 'bak seni öyle seviyorum ki, kendi sorumluluklarım arasında, senin de sorumluluğunu yerine getirebilmen için sana destek oluyorum.' Ve çocuğunuzun kendi başına bir birey olması için koca bir adım atmış olun.

Özetle çocuklarınıza güvenin ve eğer sakin ve kararlı bir birey olmasını istiyorsanız, önce o kişi siz olun. Eğer sevecen ve merhametli bir çocuğunuz olsun istiyorsanız, önce etrafınıza duyarlı ve sevecen olan siz olun. İstisnasız her şeyi ve herkesi sevin.

Unutmayalım ki sevgi her iyiliğin köküdür. Çocuğunuz temelde sizden başka kimse olamaz. Ve gerisi sizin kendinizi geliştirmenizle ona sunduğunuz sosyal çevre, araştırma-inceleme ve öğrenme becerisidir.

Yazar: Esra SELVİ