Diksiyon ve Etkili İletişim (Nasıl Güzel Konuşuruz?)

Sıklıkla iş ilanlarında Diksiyonu düzgün bay ve bayan elamanlar aranıyor başlıklı yazıları görmüşsünüzdür ve acaba benim diksiyonum düzgün mü? Diye merak etmişsinizdir. Halk tarafından diksiyon denilince akla gelen ilk şey: Güzel ve etkili konuşmak oluyor. Ama işin aslı bununla bitmiyor. Çevremizde çok kibar konuşan insanlar var. Eminim birçoğunuz, bazı insanlar için: Ne kadar da kibar konuşuyor diye hayıflanıyordur. Diksiyon Eğitimi almayan bir kişi yaptığı diksiyon hatalarını fark etmemekle birlikte, başkalarının da diksiyon hatalarını fark edemeyecektir. Bazı insanlar ise: Benim diksiyonum zaten düzgün diyerek bu işin eğitimini almayı reddecektir.

Peki, ne oluyor bu diksiyon: Diksiyonu tanımlamak için birçok kelime kullanabiliriz. Fransızca kökenli olan ‘’Diction’’ kelimesinin karşılığı olarak ‘’Söz Söyleme Sanatı’’ tanımını kullanmaktayız.  Bu Sanatı icra edebilmek için de dilimizi çok iyi kullanmamız gerekiyor. Her sanatta olduğu gibi bu sanatın da belli başlı kuralları var. Bunlardan en önemlisi Artikülasyon (Boğumlanma), Fonetik (Söyleyiş, Ses Bilimi) diyebiliriz. İlkokuldan başlayıp Üniversite dönemine kadar devam eden Türkçe eğitiminde ne yazık ki sadece Yazı Dili öğretilmektedir. Belli başlı lise ve üniversitelerde ise seçmeli ders olarak diksiyon dersleri verilmektedir. Bu eğitimde en önemli olan faktörler: Nefesi doğru ve tutumlu kullanma, Boğumlanma ve Söyleyiş kurallarına uymaktır.

ARTİKÜLASYON: Tanıma girmeden, Artikülasyon ya da Türkçe karşılığı Boğumlanma için: Akciğerlerden gelen havanın ses tellerine çarpıp, ağız içinde çeşitli engellere uğrayarak sese dönüşmesine diyebiliriz. Ağzımızın içindeki her şey sesin şekillenmesine katkı sağlar. Dişlerimiz, dilimiz, dudaklarımız, damağımız olmadan konuşamayız. Bu yüzden bu ses organlarının düzgün ve sağlıklı olması gerekmektedir. Aynı zamanda iyi bir boğumlanma yapmak için iyi bir nefes gerekmektedir. Bu da Diyafram Nefesi yöntemiyle sağlanmaktadır. Diyafram: Akciğerlerimizin altında bulunan birkaç cm kalınlığında bir kas parçasıdır. Bu kas parçası sayesinde akciğerlerin tam kapasitede çalışmasını sağlayıp, akciğerlerinden ses tellerimize daha yoğun bir hava akışı sağlayıp, daha uzun, gör ve akıcı sesler, cümleler kurabiliriz. Ses tellerimiz iki tanedir, bir perde gibi olan ses telleri sürekli açılıp kapanırlar, bu açılıp kapanma esnasında ses telleri titreşir ve ses tellerine çarpan hava sese dönüşür.  Bu hava ne kadar yoğun ve hızlı bir şekilde gelirse sesimiz o kadar gür çıkar. Bu yüzden karın kaslarımızı kullanarak diyaframdan nefes alırız. Yüce Rabbimiz bebeklere doğuştan diyafram kasını kullanarak nefes alma özelliğini kazandırmıştır.  Bu yüzden bebekler seslerini ebeveynlerine rahatlıkla duyurabilmektedirler. Hiçbir ses yeteneği olmayan bebeklerin sesi o kadar kuvvetlidir ki ağladıklarında birçok insan bu sesten rahatsız olurlar. Fakat bu doğal yetenek bebeklerde kalıcı olmadığı gibi 4-5 yaşından sonra nefesin yavaş yavaş göğüs bölgesine kayarak yanlış bir nefes tekniğine dönüşmesine neden olur. Bu yüzden eğitim almayan insanlar sürekli yanlış nefes alırlar. Nefesini yanlış kullanan bir kişi topluluk önünde sunum yaparken yeterli oksijeni akciğerlere gönderemediği için heyecanlanacak, bunun sonucunda ses çok cılız ve titrek çıkacak, vücudun kimyası da o an değişeceği için, sunum esnasında söyleyeceği sözleri unutacak ve konuşma kalitesinin düşmesine neden olacaktır. Eğitim almadığı süre boyunca da bu sorun ardı ardına devam edecektir. Bu yüzden Türkçeyi akıcı ve kıvrak bir şekilde konuşmak için diksiyon eğitimi almak zorundayız.

FONETİK (SÖYLEYİŞ): Fonetik tanımını Türkçeye çevirirsek, akılda kalıcı olması için şöyle diyebiliriz: Türkçe yazıldığı gibi konuşulan bir dil değildir. Dünyanın birçok dilinde olduğu gibi Türkçe de yazıldığı gibi okunmaz veya konuşulmaz. Mitinglerde sıklıkla duyduğumuz: Bakacağız, Yapacağız, Konuşacağız, Soracağız gibi fiil ve eylemlerinin yazı dilinde nasıl ise konuşma dilinde de o şekilde konuşulduğunu duyuyoruz. Halbuki Türkçede Ünlü Daralması kuralı vardır. Yapacak, Edecek gibi fiilerin ecek, acak ekleri, ses özelliklerine göre ıcak, icek, ucak, ücek şeklinde konuşma diline uyarlanmaktadır.  Konuşma dilinde Yapacak yerine Yapıcak, Konuşacak yerine Konuşucak, Silecek yerine Silicek deriz. Yukarıdaki miting örneklerinde ise Yapacağız yerine Yapıcaaz, Soracağız yerine Sorucaaz diye konuşuruz. Bunlar sadece Konuşma Dilinde geçerlidir. Yumuşak Ğ kuralımız, Konuşma Diline özeldir. Yazı Dilinde gösterilir fakat konuşma dilinde Yumuşak Ğ düşerek kendisinden önceki ünlü harfi uzatır.

AĞAÇ örneğindeki gibi.  Yumuşak Ğ düşer ve A harfi uzar. Biz de AAÇ ya da fonetik işaretiyle ‘’Sesin uzun okunmasının gösterimi’’ gösterimde A:AÇ diye okuruz.  İşte bu da Türkçenin, Konuşma Dili kuralı olduğunun bir gerçeğidir. Buna benzer farklı kurallar da vardır. İşte bu verdiğimiz örneklere göre Türkiye’de en temiz ve doğru konuşulan Türkçe: İstanbul Ağzı’dır.  Her bölgenin, yörenin farklı bir ağzı vardır. Trabzon Ağzı, Erzurum Ağzı nasıl farklıysa diğer bölge ağızları da farklıdır. Şive ise daha çok harflerin değiştirmesiyle alakalıdır. Örnek: Geleyrum, Gideyrum, Pamık gibi.

DİKSİYON EĞİTİMİNE NASIL BAŞLAMALIYIM?

Bununla ilgili birçok kaynak var. Fakat internette ya da kitaplardan edineceğiniz bilgiler çok sınırlıdır. Diksiyon Eğitiminin 4/2’lik kısmı uygulamadır.  Ses ve telaffuz sorunlarını gidermek için bir uzmandan yardım almak gerekmektedir. Şu an güncellenen Meb Müfredatına göre: Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, Türkçe Öğretmeni ve en az 2 yıl Spikerlik yapmış kişiler Diksiyon Eğitimi verebilmektedir.  Bu kişiler arasında iyi bir eğitim almış, kendini geliştirmek bir eğitmen size güzel bir eğitim verebilir.  Halk Eğitimi Merkezlerinde Diksiyon Kursları açılmakta.  Eğer hiçbir imkan bulamıyorsanız bu kurslara gidebilirsiniz. Bu kursların bir dezavantajı ise sınıfların kalabalık olması, eğitim veren kişiler arasında alanında uzman olanların çok az olması, eğitimlerin daha çok müfredat ve modül üzerinden gitmesi olarak sıralayabiliriz. Eğer ciddi anlamda eğitim almak istiyorsanız bire bir eğitim almanız tavsiye edilir. Bire bir eğitimler genellikle 7 ila 30 ders sürebilmektedir. Eğer ciddi bir pelteklik sorununuz yok ise 7 ila 10 derslik bir eğitim sonrasında kendinizi geliştirebilirsiniz. Fakat herkesin beklentisi farklı olduğu gibi sizin de beklentileriniz önemlidir. Eğer spikerlik, seslendirme gibi bir hedefiniz yok ise kısa bir eğitim size yetecektir.  Eğitim sonrasında da kendi kendinize yapacağınız bazı alıştırmalar olacak. Bu alıştırmaları günde 5-10 dakika vakit ayırarak yaparsanız 3 ila 5 ay içinde çok iyi bir diksiyona sahip olabilirsiniz. Eğitim aldıktan sonra TRT Haberlerini ve Türkçe Dublaj filmleri izlerseniz konuşmanızı daha da düzeltebilirsiniz.  Güzel Konuşmak ayrıcalıktır. Barış MANÇO’nun da söylediği gibi: Öğrenilmesi gerekilen ilk dil, tatlı dildir. Dilinizden ‘’tat’’ eksik olmasın, sağlıcakla kalın.

Yazar: Adem ÜÇÜNCÜ

Seslendirmen, Spiker, Uluslararası Protokol Sunucusu, Diksiyon Eğitmeni