Dil Öğrenmenin Birkaç Yolu

Yokluklar İçerisinde Dil Öğrenmek 

Hayat her zaman, her insana aynı şansı tanımıyor. Bazı insanlar imkânlar içerisinde yaşarken, bazıları yokluklar içerisinde yaşıyor. Peki, imkânlar içerisinde yaşayanlar çok kolay dil öğrenirler, istedikleri kursa gider, hocaları tutar, yurtdışına gidebilirler, ancak bu imkânları bulamayanlar öğrenemezler demek doğru mu? Kesinlikle hayır.   

Artık günümüzde bilgiye ulaşmak o kadar kolay ki, her yerde öğretmenler, dil bilen insanlar var, eskisi gibi öğretmen bulmak o kadar da zor değil, yeter ki, araştıralım. Peki, yurtdışı imkânları, “benim maddi gücüm yok, nasıl gideceğim yurtdışına, hem de değişik ülkelere?” Dediğinizi duyar gibiyim. Artık bunun cevabı o kadar kolay ki; Ankara da (Ülkemizin Avrupa Birliği macerası devam ettiği sürece) AB ile ilgili bir kurum var. Sizin AB ile ilgili eğitimle alakalı bütün projelere destek sağlıyor. Uçak, ulaşım, otel, yemek masraflarınız karşılanıyor. Hem de bazı projeler, yapılması o kadar kolay ki, 3 ila 5 saatte hazırlanıyor. Sadece bu konuda bilgi sahibi olmak ve İngilizce bilmek gerekiyor.  

Yani dil öğrenmek için imkân sahibi olanlar ya da imkân sahibi olmayanlar diye bir ayrım kalmadı. Herkes dil öğrenebilir.   

Peki, ama nasıl olacak? Bu konuda kendimden örnekler vermek istiyorum. Yaptığım ve yaşadığım bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunu şu yüzden yapmak istiyorum. Ben çok az imkân içerisinde çalışarak, anadilim gibi İngilizce öğrendim, hem de İngilizcenin değişik telaffuz, ama doğru telaffuz, şekillerini öğrendim. Belki sizlere de örnek olabilir. Ben 11 yaşında iken amcakızı olan ablamdan bana İngilizce sayıları öğretmesini istedim. Ben Malatya da büyüdüm. 1980 li yıllarda Malatya’da değil kurs, İngilizce ile ilgili kitap bile bulamazdınız. 6 sınıfta iken bir gün okuldan çıkıp şehir merkezine gitmek için belediye otobüsüne bindiğimde, otobüste 2 turist vardı. Otobüs tıka basa öğrenci dolu, turistler şoföre bir şey söylüyorlar, fakat o anlamıyor. Sonra şoför biz öğrencilere dönerek “ulan hepiniz o kadar ders görüyorsunuz, yok mu içinizde şu ecnebilerin dilinden anlayan, yazıklar olsun sizin gördüğünüz derse” diye bir bağırdı. Bu yazıklar olsun kelimesi benim o kadar ağırıma gitti ki, o an karar verdim “ben bu İngilizceyi öğreneceğim”. Sürekli olarak İngilizce kelime öğrendim. Her zaman cebimde bir sözlükle dolaştım. Gördüğüm her kelimenin İngilizcesini öğrendim. Siz peşine düşerseniz Allah imkânları bir bir karşınıza çıkarıyor. Ben 8. Sınıfta iken, Malatya’da NATO üssü kuruldu ve buraya Amerikalılar geldi. Bunlar her cumartesi şehir merkezine iner ve alışveriş yaparlardı. Ben de bunların peşine takılırdım. Yarım yamalak İngilizcemle onlara yol gösterirdim ama bu arada İngilizcem müthiş bir hızla ilerledi. İlk başlarda hiçbir şey anlamadığım halde, birkaç ay sonra artık her cümleyi anlıyor ve konuşabiliyordum. İngilizce öğrenenlerle bir araya gelip pratik yapıyorduk. Hatta o dönemde benden esinlenerek öğrenmeye karar veren ve şu anda artık emeklilikleri gelmiş İngilizce öğretmenleri var. Sonra Malatya’da iki tane dil kursu kuruldu. Ben de bunlardan bir tanesine hemen girip çıkmaya başladım. Ancak derslere giremiyorum, çünkü kursun parasını ödeyecek gücüm yok ama kantinde vakit geçirerek İngilizce konuşuyor ve dinliyordum. Sonra oraya yabancı (İrlandalı, İngiliz) öğretmenler getirdiler, bu yabancı öğretmenler benim o kadar hızlı kelime ve kalıp öğrenememe yol açtı ki, anlatamam. Bir gün arkadaşlarla oturup İngilizce öğrenmek üzerine sohbet ederken, bana “sen nasıl nu kadar hızlı öğreniyorsun” şeklinde bir soru soruldu. Ben o an bu soruya cevap veremedim, “hakikaten ya ben nasıl öğreniyorum? Bilmiyorum” dedim. Diğer bir arkadaşım “ben biliyorum, sen her cümleyi yorum yaparak, duyduğun her şeyi İngilizce söylemeye çalışarak hızlı ilerliyorsun” dedi. Gerçekten öyle, ben duyduğum gördüğüm her kelime veya cümlenin İngilizcesini, her İngilizce cümlenin Türkçesini, merak ederim. Bugün bile, TV seyrederken veya biri konuşurken söylenen sözleri kendi kendime İngilizceye çeviririm. Böyle yaparak hem İngilizcemi yaşatıyorum hem de yeni şeyler öğreniyorum. 

Unutmayalım, dil yaşayan bir varlıktır, onu kullanmazsanız, ölür. Siz öğrenmenin peşine düşerseniz imkânlar mutlaka karşınıza çıkacaktır. Yeter ki, siz kovalayın. Güzel ülkemizde, dünya ile iç içe yaşarken, dil bilmenin avantajları hepinize kapılar açsın.   

Yazan: Abdurrezzak SARIN, İngilizce öğretmeni