Erken Yaşta Dil Gelişimi


Aslında hepimizin ortak bir sorunu olan ve gittikçe önemli hala gelen dil öğrenmek için en güzel zaman çocukluktur. Çünkü dil öğrenmek insana birçok şey kazandırır. Sadece iletişim için değil dünyayı yakından tanıyıp farklı kültürlere, dinlere, insanlara açık olmamızı sağlar. Eğer çocuklarınızı küçük yaşta yeni bir dile alıştırırsanız onun sadece kariyerini değil insani değerlerine de iyi yön vermiş olursunuz.

Günümüz çağının en büyük problemi farklılıkları yargılamak. Bize farklı gelen alışkanlıkları hiçbir fikrimiz olmadan yargılıyoruz. Farklılıkları kabullenmiyoruz. Herkesin bizim gibi büyümediğini bilmiyoruz. Bu yüzden çocukken dil öğrenmeye başlamak farklı bakış açıları kazandırır. Ayrıca işin teknik kısmına gelirsek bir dili en kolay gelişme çağındaki bir çocuğa öğrenebiliriz. Bilimsel araştırmalar da bunu gösteriyor. 1967’de sinirbilimci Eric Lenneberg dil ediminde “kritik dönem” kuramını ortaya attı. Lenneberg belli bir yaş geçildikten sonra, normal uyarım olmadan bir insanın, dili asla doğal konuşacak biçimde öğrenemeyeceğini öne sürdü. Sonra da aynısının ikinci dil için de geçerli olduğunu ekledi. İddiasına göre yabancı dili öğrenmeye küçükken başlamazsanız telaffuzunuz hep ikinci sınıf olarak kalıyordu. Araştırmalar Lenneberg’in bu ikinci iddiasında doğruluk payı olduğunu gösteriyor. Ayrıca başka bir araştırmada da Flege, çocukların zihinleri daha birincil dille dolu olmadığı için ikinci dili rahat öğrendiğini düşünüyor. Ana dilimizin sesli harflerini ne kadar çok kullanırsak bu sesler o kadar otomatikleşiyor ve yeni seslileri telaffuz etmek o kadar zorlaşıyor. Araştırmalardan da anladığımız üzere Ağaç yaş iken eğilir. Okullarda yabancı dil eğitimi 2. Sınıfa düşürüldü. Fakat okullarda ne kadar erken başlasak da çoğu aile de öğrenci de yabancı dil derslerine geçmek gözüyle bakıyorlar. Çünkü okullarda gösterilen dil eğitimi maalesef bir fizik  problemi gibi gösteriliyor. Fazla grammer fazla kelime ve ezbere boğuyoruz. Dili öğrenmek ezberden değil konuşmaktan geçer.

Dilin en büyük bağı iletişimdir. Zaten fark edersek dil öğrencilerinin hepsinde bunları görürüz. “Nasıl yabancı dilini geliştirdin?” sorusuna “Oyun oynarken, müzik dinlerken, Sosyal medyada takip ettiğim yabancı isimlerden, yabancı dizilerden ya da ilgili bir eğitmenle ” geliştirdiğini söylerler.  Bununla beraber görüyoruz ki eğitmenler de çok önemlidir. Herkes matematik, coğrafya gibi öğretmenler olabilir fakat yabancı dil öğretmeni olamaz. Çünkü sadece bilgi öğretmek değil o dili benimsetmek. Nasıl başlarsak öyle devam eder. Bu yüzden herkesin dikkat etmesi gereken ve çocuklarını bu konuda yetiştirmeleri gereken bir konudur. Çocuklarımıza farklılıkları sevdirelim.

Yazar: Sena DÜBÜŞ