Hangi Sorular Size Dokunuyor?

Soruları dikkatlice okuyup, kaç tanesi size dokunuyor bakalım;

  • Hayatınızda kendinizi hep pasif mi hissettiniz? Duygularınızı ve düşüncelerinizi ifade etmekten çekindiniz mi?
  • Bu pasifliğe ek olarak, arada bir de kendinizi çok hırçın ve öfkeli mi buluyorsunuz? İçin için öfkeden kuduruyor ve yerli yersiz patlamalar peşinizi bırakmıyor mu?
  • Yoksa sizin için en büyük dert mutsuzluk ve endişe mi? Geçmişi bir türlü affedemiyor, dolayısıyla geleceğe de güvenmiyor musunuz?
  • Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, şimdi de sağlık problemleri mi çekmeye başladınız? Şeker hastalığı veya kalp rahatsızlığı veya hazım probleminiz mi var?
  • Bu problemlerden kaçış yollarınızdan bazıları aşırı yemek, çok çalışmak, aşırı sporlar yapmak ve bedeni uyuşturan maddeler almak mı?
  • Artık kendimizi tanıyamıyor musunuz? Bunca yıldır uğraşıp oluşturduğunuz kişilik artık size hizmet etmiyor mu? İşin en zor tarafı da artık çok mu yoruldunuz?
  • En sonunda kendinizi kurban gibi hissetmeye geri mi döndünüz? Sadece ben miyim? Neden böyle bir kaderim var? mı diyorsunuz?

Bu soruların en az iki tanesine ‘evet’ diyorsanız, muhtemelen sizin veya kök ailenizden birilerinin hayatında çocukken fiziksel veya duygusal bir taciz yaşanmış olma ihtimali yüksek demektir. İçimizdeki çocuk parça veya parçalar henüz büyümedikleri için hayatımızın çeşitli alanlarında bizi geriye çekerler.

Fiziksel tacizin yanı sıra yaşanan duygusal tacizlerde; dışlanma, görülmeme, duygu sömürüsü, aşağılama ve başka türlü baskılar… Bu tarz duygusal tacizler, fiziksel tacizler kadar zedeleyici olabilir. Tüm bunlar biz büyüsek de etkilerini sürdürerek bizimle yaşamaya devam ederler.

Atalarımızdan gelen veya bizzat kendi yaşadığımız bu deneyleri hatırlamıyor bile olabiliriz. Acı dayanılmazsa, kaçamayacak veya savaşamayacak bir çocuk olarak kalırız. Beyin bu anıyı korumaya alır ve etrafına mayınlar döşer. Tetikleyici durumlarda önce alarm çalar, sonra da mayınlardan biri patlayabilir. Kendi yaşadıklarımız bile aile sistemimizle ilgilidir. Bu durumların yarattığı etkilerden özgürleşmek için aile sistemimiz ile çalışmalıyız. Bakış açımızın değişmesinin ardından bedendeki sıkışıklıkların çözülmesi ile sistemimiz rahatlar ve hep yeni kapılar açılmaya başlar. Her sıkıntının bize bıraktığı hediyelerle birlikte…

Yazar: Deniz ÖZTAŞ