Öğrenme Üzerine


"Ezberim çok kötü" diyen bir öğrencinin nasıl olur da onlarca pop şarkısını ezbere bildiğini ya da hiç hatırlanmayacak kadar eski anıları "çat!" diye masaya serdiğini hiç düşündünüz mü?

Fizyolojik olarak öğrenme, fiziksel bir değişim sonucudur ve "nöroplastisite" özelliğine bağlıdır. Nöroplastisite diyerek pek bilinmeyen bir terim kullanmış olabilirim. Hemen korkmayın. Anlamı şudur ki; iç ve dış uyarılara bağlı olarak beyindeki nöronların ve sinapsların yapısal özelliklerindeki ve işlevlerindeki değişikliklerdir. Yani ne kadar çok iç ve dış uyarı, o kadar çok yapısal değişiklik ve bir o kadar da "ÖĞRENME"... Dolayısıyla öğrenmenin yolu "tekrar"dan geçiyor.

Tabi matematiğe ayrı bir misyon yükleyen toplumsal zihniyet -özellikle matematikten korkan kesim- bu haberle bir miktar yıkılabilir. Üzülmesinler bir yol daha var!

Matematiği sevmek...

Az önce bir terim kullandığımda, özellikle" korkmayın" dedim çünkü insan bilmediği şeyden korkar. "Karanlık"tan korkunun temeli de bundandır.

"Matematiği sevmek" dedim çünkü bunun da fizyolojik bir altyapısı var. Bir kaç saniye süreyle görüp "gerçekten aşık oldum" dediğiniz bir yüzün siluetini hayal edebilmek de buna dahildir. Ve emin olun bir yüzü hayal edebilmek, matematik öğrenmekten daha zordur. Çünkü yüzdeki on binlerce oranı, şekli, hattı aklınızda tutmak zorundasınızdır. Birisi virgül şaşsa, o yüzü gözünüzün önüne getiremezsiniz.

Peki nasıl oluyor da onca şeyi bi anda "TEKRARSIZ" akılda tutabiliyoruz?

Duygu ile..

Duygu, nöroplastisite özelliğini inanılmaz bir şekilde tetikleyen bir etmen. Düşünsenize onlarca, belki de yüzlerce tekrar yapmanız gereken kompleks bir konuyu birkaç saniyede öğrenmeniz gerçekten "inanılmaz" değil mi? Nöronlar, sinapslar öylesine değişikliğe uğruyor ki öğrenmek uğruna, beyin kıvrımları çok hızlı bir şekilde artış gösteriyor. Hatta -nöron hücreleri bölünmez derler ama- yeni nöronların oluştuğu bile klinik çalışmalarda saptanmıştır.

"İnsan sevdiği işi yapmalı ya da yaptığı işi sevmeli" sözünün arkasında yatan gerçeklik de budur. İnsanın sevdiği işte başarılı olmasının, iyi yerlere gelmesinin, çok para kazanmasının sebebini, o kişinin bu duygu ile "başarısız olmak" gibi bir ihtimali kalmamasında aramak makul olacaktır.

Bunun için her öğrencinin; ayrı bir dünya olduğu göz önünde bulundurulmalı, mümkünse birebir özel dersler ile matematiği veya diğer herhangi bir dersi sevebileceği yolların keşfedilebilinmesine imkan tanınmalı, korkularını yenmeleri ve sonrasında öğrendikçe keyif alınan, keyif alındıkça öğrenilen bu sürece girmelerine bir şans vermeleri sağlanmalıdır.

Yazar: Lütfü ULU