Özel Dersin Önemi

Teknolojinin ve kültürün gelişmesine paralel olarak profesyonellik de daha fazla önem kazanmaya başlamıştır.  İlk çağlarda insanlar geçimlerini sağlamak için avcılık yapmış; daha sonraları ise yerleşik hayata geçerek tarıma yani çiftçiliğe önem vermeye başlamışlardır. İnsanların büyük bir kesimi aynı ya da benzer işlerde çalıştıkları için alınan eğitimler babadan oğula ya da toplu halde aynı tip olmuştur. Ancak medeniyetlerin gelişmesi ve insanların birçok farklı alanda uzmanlaşma eğilimine gitmelerinden dolayı ihtiyaç duyulan bilgi ve becerilerin de çeşitliliği artmıştır. Bu ihtiyaca cevap verebilmek adına eğitimler de farklılaşmış, alana ve kişiye yönelik özel eğitimler ağırlık kazanmıştır.

Eğitim sistemlerinde bilhassa son zamanlarda yapılan çalışmaların tamamında birey temel alınmaktadır. Bireyler, eğitim sisteminin en önemli unsuru olmaya başlamışlardır. Farklılıklar önem arz etmeye, kişisel beceriler bireyden bireye fark ettiği için kişiye yönelik eğitimler ağırlık kazanmaya başlamıştır. Farklı fiziksel niteliklere sahip kişilerin aynı zamanda farklı zekâ, yetenek ve ilgi alanlarına sahip olduklarını anlayıp eğitim konusundaki çalışmalarda bu hususu göz önüne almanın eğiten ve eğitilenler yönünden oldukça önemli olduğunu söylemek mümkündür.

Yaşadığımız yüzyıl, gelişimin ve ilerlemenin hayatın her alanında inanılmaz bir hızla yer bulduğu bir zaman dilimidir. Bu hızlı değişim ve ilerlemenin bireyi eğitim alanında ön plana çıkarmış olması da kesinlikle yadsınamayacak bir gerçektir. Her kişinin fiziki gelişiminin, ilgi ve becerilerinin, zekâ ve hazırbulunuşluluk seviyelerinin aynı olmaması eğitimde kişisel yaklaşımın ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Zekâ yapılarının bireyden bireye farklılık göstermesi elbette ki verilen eğitimin de tek tip olamayacağını; her kişinin yeteneklerine göre özel bir plan ve programın olmasını gerektiği gerçeğini ortaya koymuştur. 1960’larda Guilford Küp Kuramı ile zekânın birden fazla çeşidi olduğunu ortaya koymuştur. Buna ilave olarak Howard Gardner 1980’lerde yaklaşık dokuz farklı zekâ çeşidini bulduğunu ifade ederek Çoklu Zekâ Kuramını ortaya atmış ve eğitimde kişilerin birbirinden farklı zekâ, buna bağlı olarak da öğrenme yapılarına sahip olduğunu belirtmiştir.

Sonuç olarak her birey farklı ve özeldir. Toplu halde verilen eğitimin bireylerin farklı yanlarına hizmet etmediği gerçeğiyle özel dersin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Kişiye has planlanmış, kişinin zekâ ve hazırbulunuşluk düzeyine göre tasarlanmış eğitim hem emek hem de zaman tasarrufu açısından oldukça önemlidir. Kişinin bilgi düzeyini artırmak ancak ve ancak kişiye özgü verilen bireysel ve özel ders ile mümkün olabilir.

Yazar: Gökhan AKÇEŞME