Sanatsal Kursların Önemi

Aman Yahu Az Sakin

Büyük sınavların tarihleri büyük bir hızla yaklaşırken bu dönemler öğrencilerde büyük bir panik ve atağa geçme çabasıyla dibe vuruşlar gibi ironi örneklere rastlamak bir hayli mümkün. Sakin olunmalı ve tempoda köklü değişiklik yapılmamalı diye öğütler vermek bir hayli doğru ve kolay iken öğrencilerden bu davranışının sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi pek o kadar olmuyor. Bu dönemlerde ev ve kütüphane gibi kapalı ve stresli çalışma ortamlarından çıkıp rahat bir ortamda çalışılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu ortam bir study coffe olabileceği gibi bahçesinin veya manzarasının elverişli olabileceği her hangi bir ortamda olabilir. Unutulmaması gerekir ki aşırı stres duyusal sistemlerin ve performans becerilerinin modülasyonunda problemlere yol açabilir. İkinci bir öneri ise kişi bulunduğu ortamdan çok fazla uzaklaşmayacak şekilde sanatsal kurslar alabilir ve gerek görsel veya işitsel olsun gerek vestibüler olsun haftanın birkaç saatini bu şekilde ayıracak bir vücut bir hayli rahatlayacak ve performans olarak çok daha güçlü bir şekilde atağa geçecektir.

Bilim eğitimi kadar sanat eğitiminin de gerekliliği yaratıcılığın eğitilebilir, geliştirilebilir olmasındandır ve bireysel ayrıcalıklar sebebindendir. Önemli olan öğretmenin doğru yöntemlerle öğrenciye yaklaşmasıdır. Bu bağlamda eğitimciye düşen görev niteliği çok önemlidir. Artık saksıyı koy çizsinler, tahtaya örnek çiz tekrarlasın öğrenciler, bunlar geçti ya da geçmeli, değişmeli. Bu da mesleğin sorunlarını gençlere, çocuklara yüklemekle olmaz, olamaz.  Gelişen, değişen yapıya, çevreye koşut herkesin değişmesi gerekiyor, eğitim yöntemlerinin de öğretmenin de.

Yazar: Alperen  Kalkan