Ücretsiz Teklif Al

Esila Sanat Merkezi

Kurs Yeri : ÇANKAYA, ANKARA


Detaylar

Verdiği Kurslar

Yaratıcı Drama kursu , Müzikal Tiyatro kursu , Drama kursu , Tiyatro kursu , Roman kursu , Sportif Latin Dansı kursu , Oryantal kursu , Zeybek kursu , Salsa kursu , Vals kursu , Halk Oyunları kursu , Kafkas kursu , Bachata kursu , Gitar Özel Ders kursu , Dans Özel Ders kursu , Piyano Özel Ders kursu , Almanca Özel Ders kursu , Klarnet kursu , Cümbüş kursu , Akustik Gitar kursu , Bas Gitar kursu , Müzik Prodüksiyon kursu , Flamenko Gitar kursu , Konservatuar kursu , Darbuka kursu , Saz kursu , Gitar kursu , Bağlama kursu , Keman kursu , Perküsyon kursu , Piyano kursu , Elektro Gitar kursu , Bendir kursu , Saksafon kursu , Kadınlar Korosu kursu , Ud kursu , Yan Flüt kursu , Almanca kursu

Değerlendirme 0 Yorum
Hakkımızda:

Biz Esila Sanat Merkeziyiz;
Ankara'da ki sanatın adresiyiz.
Tecrübeli eğitmenlerimizle birlikte sanata gönül veren kişilerin yanındayız.
Müzikte, Tiyatroda, Halk Oyunlarında, Modern Dansta hizmet sunmaktayız...
Sizleride aramızda görmekten mutluluk duyacağız...


Kurs Detayı

 Drama: Bir düşünceyi beden diliyle, hareket ederek, devinimle anlatımdır. İçsel bir durumun, bir tasarımın, bir düşüncenin eyleme dönüşmesidir. Dramayla birey düşünür, plan yapar, organize eder ve düşüncesini eyleme dönüştürerek uygular. Bu süreçte de yaşantılar yoluyla yeni davranış ve duyguları öğrenir, deneyim sahibi olur. Böylece birey duygularını kontrol edebilme, değiştirebilme, düşüncelerini ifade edebilme, konuşarak iletişim kurabilme gibi yeteneklerini geliştirir. Drama bir bakıma oyundur. Çocuk ve oyunun birbirine ne kadar çok yakışan iki olgu olduğu tartışılmaz bir gerçektir. 

Drama yönteminde bütün duyu organları etkin bir şekilde kullanıldığı için çocuğun dikkat, algılama, dinleme, konuşma, bedenini de kullanarak anlatma ve yorumlama gibi iletişim becerileri gelişir. Böylece çocuk kendini ve sorunlarını ifade edebilmeyi ve yorumlamayı öğrenir. Drama, çocuğun utangaçlık, çekingenlik vb. olumsuz duygulardan arınmasını sağlar.

- Drama oyun oynayarak yapıldığından soyut ve teorik olay ve kavramların anlaşılıp somutlaştırılmasına yardımcı olur. Böylece olaylar karmaşık bile olsa çocuk kolayca anlar ve yorumlar, çatışmalarla olumlu biçimde baş etmesini öğrenir.

- Çocuğun düş gücünü geliştirir ve zenginleştirir. Bilim ve teknolojideki buluşların, onları bulan kişilerin öncelikle düş güçlerinin bir ürünü olduğunu düşünürsek dramanın çocukların düş gücünü geliştirmesinin ne kadar önemli olduğu kolayca anlaşılacaktır. Ayrıca sanatın ve sanat eserlerinin oluşturulmasında da düş gücü olmazsa olmaz bir koşuldur. Drama, çocukların sanatçı ruhu taşıyan bireyler olarak yetişmesinde de önemli rol oynar.

- Çocuklarda estetik duygusunun ve bilincinin gelişmesine katkıda bulunur. Böylece çocuk iyi, güzel, doğru gibi kavramları daha sağlıklı algılar ve yorumlar.

- Çocuğun eleştirel düşünme yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunur. Çocuk, olaylara ve hayata eleştirel bir gözle bakmayı, yorumlamayı öğrenir. Böylece çocukta olay, olgu ve kavramları bir mantık süzgecinden geçirme yeteneği oluşur ve kendisine sunulan her şeyi olduğu gibi kabullenmeden araştırıcı olmaya yönelir.

- Drama çok önemli bir öğrenme yoludur. Drama arcılığıyla çocuk, olaylar ve durumları, bunların arasındaki bağlantıları kolayca öğrenebilir. Böylece çocuğun problem çözme yeteneği gelişir ve kendi ayakları üzerinde durabilme becerisi kazanır.

- Drama grupla yapılan bir etkinlik olduğundan çocuğun işbirliği yapma, sosyal ilişkiler, iletişim kurma gibi sosyal yönlerinin gelişmesine katkıda bulunur, çocuğun sosyal gelişimini hızlandırır. 

Eğitmenimiz Sevtap ÖZDEMİR;

08.07.1982 Ankara doğumludur. Uzun bir süre çeşitli kurslarda drama ve tiyatro eğitimi aldıktan sonra, Müjdat GEZEN Konservatuvarı oyunculuk bölümünü kazanmıştır. 5 sene Müjdat GEZEN Sanat merkezinde oyunculuk yapmıştır. Özel tiyatrolarda oyunculuk mesleğine devam etmiştir. Halen, devlet okullarında ve sanat merkezimizde drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.



GÖREV ALDIĞI OYUNLAR

Minnak ile Sevtap

Tom ve Jerry

Kırmızı Başlıklı Kız

Bremen Mızıkacıları

Sevimli Köpek Poly

Senger Bop ve Arkadaşları

Madagaskar

Alice Harikalar Diyarında

Bir Şehnaz Oyun

Asiye Nasıl Kurtulur?

Soğan ve Kabukları

Rumuz Goncagül

Sinek Kadar Kocam Olsun ( Tek kişilik Gösteri )

ASİSTANLIĞINI YAPTIĞI OYUNLAR

Fosforlu Cevriye

Soğan ve Kabukları

YÖNETTİĞİ OYUNLAR

Televizyon Denen Karanlık Pencere ( Kemal ORUÇ )

Bilgisayar Oyunu mu, Gerçek Oyun mu ? ( Kemal ORUÇ )

Laz Ajan ( Kemal ORUÇ )

Ev Hali ( Kemal ORUÇ )

Kumbara ( Sevtap ÖZDEMİR )

Ah Şu Gençler ( Turgut ÖZAKMAN )
 Drama: Bir düşünceyi beden diliyle, hareket ederek, devinimle anlatımdır. İçsel bir durumun, bir tasarımın, bir düşüncenin eyleme dönüşmesidir. Dramayla birey düşünür, plan yapar, organize eder ve düşüncesini eyleme dönüştürerek uygular. Bu süreçte de yaşantılar yoluyla yeni davranış ve duyguları öğrenir, deneyim sahibi olur. Böylece birey duygularını kontrol edebilme, değiştirebilme, düşüncelerini ifade edebilme, konuşarak iletişim kurabilme gibi yeteneklerini geliştirir. Drama bir bakıma oyundur. Çocuk ve oyunun birbirine ne kadar çok yakışan iki olgu olduğu tartışılmaz bir gerçektir. 

Drama yönteminde bütün duyu organları etkin bir şekilde kullanıldığı için çocuğun dikkat, algılama, dinleme, konuşma, bedenini de kullanarak anlatma ve yorumlama gibi iletişim becerileri gelişir. Böylece çocuk kendini ve sorunlarını ifade edebilmeyi ve yorumlamayı öğrenir. Drama, çocuğun utangaçlık, çekingenlik vb. olumsuz duygulardan arınmasını sağlar.

- Drama oyun oynayarak yapıldığından soyut ve teorik olay ve kavramların anlaşılıp somutlaştırılmasına yardımcı olur. Böylece olaylar karmaşık bile olsa çocuk kolayca anlar ve yorumlar, çatışmalarla olumlu biçimde baş etmesini öğrenir.

- Çocuğun düş gücünü geliştirir ve zenginleştirir. Bilim ve teknolojideki buluşların, onları bulan kişilerin öncelikle düş güçlerinin bir ürünü olduğunu düşünürsek dramanın çocukların düş gücünü geliştirmesinin ne kadar önemli olduğu kolayca anlaşılacaktır. Ayrıca sanatın ve sanat eserlerinin oluşturulmasında da düş gücü olmazsa olmaz bir koşuldur. Drama, çocukların sanatçı ruhu taşıyan bireyler olarak yetişmesinde de önemli rol oynar.

- Çocuklarda estetik duygusunun ve bilincinin gelişmesine katkıda bulunur. Böylece çocuk iyi, güzel, doğru gibi kavramları daha sağlıklı algılar ve yorumlar.

- Çocuğun eleştirel düşünme yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunur. Çocuk, olaylara ve hayata eleştirel bir gözle bakmayı, yorumlamayı öğrenir. Böylece çocukta olay, olgu ve kavramları bir mantık süzgecinden geçirme yeteneği oluşur ve kendisine sunulan her şeyi olduğu gibi kabullenmeden araştırıcı olmaya yönelir.

- Drama çok önemli bir öğrenme yoludur. Drama arcılığıyla çocuk, olaylar ve durumları, bunların arasındaki bağlantıları kolayca öğrenebilir. Böylece çocuğun problem çözme yeteneği gelişir ve kendi ayakları üzerinde durabilme becerisi kazanır.

- Drama grupla yapılan bir etkinlik olduğundan çocuğun işbirliği yapma, sosyal ilişkiler, iletişim kurma gibi sosyal yönlerinin gelişmesine katkıda bulunur, çocuğun sosyal gelişimini hızlandırır. 

Eğitmenimiz Sevtap ÖZDEMİR;

08.07.1982 Ankara doğumludur. Uzun bir süre çeşitli kurslarda drama ve tiyatro eğitimi aldıktan sonra, Müjdat GEZEN Konservatuvarı oyunculuk bölümünü kazanmıştır. 5 sene Müjdat GEZEN Sanat merkezinde oyunculuk yapmıştır. Özel tiyatrolarda oyunculuk mesleğine devam etmiştir. Halen, devlet okullarında ve sanat merkezimizde drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.



GÖREV ALDIĞI OYUNLAR

Minnak ile Sevtap

Tom ve Jerry

Kırmızı Başlıklı Kız

Bremen Mızıkacıları

Sevimli Köpek Poly

Senger Bop ve Arkadaşları

Madagaskar

Alice Harikalar Diyarında

Bir Şehnaz Oyun

Asiye Nasıl Kurtulur?

Soğan ve Kabukları

Rumuz Goncagül

Sinek Kadar Kocam Olsun ( Tek kişilik Gösteri )

ASİSTANLIĞINI YAPTIĞI OYUNLAR

Fosforlu Cevriye

Soğan ve Kabukları

YÖNETTİĞİ OYUNLAR

Televizyon Denen Karanlık Pencere ( Kemal ORUÇ )

Bilgisayar Oyunu mu, Gerçek Oyun mu ? ( Kemal ORUÇ )

Laz Ajan ( Kemal ORUÇ )

Ev Hali ( Kemal ORUÇ )

Kumbara ( Sevtap ÖZDEMİR )

Ah Şu Gençler ( Turgut ÖZAKMAN )
Tiyatro Eğitimi

Tiyatro, çeşitli tiyatro gösterilerinin izleyici önünde oynandığı yere denir. Tiyatro sözcüğü Yunanca’da “seyirlik yeri” anlamına gelen teatron’dan türetilmiş, dilimize İtalyanca’daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Tiyatro, hayatta gelip geçmiş veya olabilecek yada tümüyle imgesel olayların belli yerlerde, yetenekli kişilerce (artistlerce) seyirciler önünde canlandırılması sanatıdır. İçinde bu sanatın gösterildiği yapıya tiyatro, burada temsil edilmek üzere hazırlanmış yazıya da tiyatro yapıtı (piyes) denir.

Tiyatronun bireysel ve toplumsal getirileri; kişiye kazandırdıkları maddeler halinde şöyledir;

1) D???nışm??ı öğretir ;
2) Düşünce?i e?leme ?okm? ?eteneğini geliştirir;
3) Düşünerek , ?oruml???r?k okum??ı öğretir;
4) Topluluk içinde konuşm??ı öğretir;
5) Doğru ?e güzel konuşm??ı ??ğl?r;
6) E?tetik ?lgıl?m? ?eteneğini geliştirir;
7) Çeşitli ??n?t d?ll?rı?l? ilgi?i ??ğl?r;
8) Toplum ??ş?mı için gerekli ol?n ?orumluluk du?gu?unu ??ğl?r;
9) Toplumun , kişiliği ezme?ini önler;
10) Çocuğun elini,kolunu kull?nm??ını denetim ?ltın? ?lır.

Eğitmenimiz Sevtap ÖZDEMİR;

08.07.1982 Ankara doğumludur. Uzun bir süre çeşitli kurslarda drama ve tiyatro eğitimi aldıktan sonra, Müjdat GEZEN Konservatuvarı oyunculuk bölümünü kazanmıştır. 5 sene Müjdat GEZEN Sanat merkezinde oyunculuk yapmıştır. Özel tiyatrolarda oyunculuk mesleğine devam etmiştir. Halen, devlet okullarında ve sanat merkezimizde drama ve tiyatro eğitimi vermektedir.

GÖREV ALDIĞI OYUNLAR

Minnak ile Sevtap

Tom ve Jerry

Kırmızı Başlıklı Kız

Bremen Mızıkacıları

Sevimli Köpek Poly

Senger Bop ve Arkadaşları

Madagaskar

Alice Harikalar Diyarında

Bir Şehnaz Oyun

Asiye Nasıl Kurtulur?

Soğan ve Kabukları

Rumuz Goncagül

Sinek Kadar Kocam Olsun ( Tek kişilik Gösteri )

ASİSTANLIĞINI YAPTIĞI OYUNLAR

Fosforlu Cevriye

Soğan ve Kabukları

YÖNETTİĞİ OYUNLAR

Televizyon Denen Karanlık Pencere ( Kemal ORUÇ )

Bilgisayar Oyunu mu, Gerçek Oyun mu ? ( Kemal ORUÇ )

Laz Ajan ( Kemal ORUÇ )

Ev Hali ( Kemal ORUÇ )

Kumbara ( Sevtap ÖZDEMİR )

Ah Şu Gençler ( Turgut ÖZAKMAN )
Gitar, insanlık tarihinden bu yana müzik her zaman insanların ilgisini çekmiştir. Mutluyken, canımız sıkkınken,spor yaparken, eğlenirken, vakit geçirmek için; pek çok zaman müzik dinlerken buluruz kendimizi. Peki ya sevdiğimiz parçaları kendimiz çalabilsek nasıl olur?

Herkes yaşamının bir döneminde, bir müzik aleti çalabilmeyi istemiştir. Müzik aleti çalmak değince en popüler olan ve ilk akla gelen gitar olur. Gitar ilk olarak İspanya'da ortaya çıkmış, daha sonra pek çok gelişim aşaması geçirerek günümüzdeki şeklini almıştır. Genellikle altı telli olup, farklı ağaç türlerinden yapılır. Her tür müzikte kullanılabilen gitarın pek çok çeşiti vardır. İyi bir araştırmayla uygun fiyatlara alınabilecek olan gitarin çeşitleri; klasik, akustik, elektro, bas, perdesiz, lapsteel, yedi telli, oniki telli ve weissenbern gitardır.

Günümüzde pek çok boş vakti olan gençlerimizi zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak, onların boş vakitlerini güzel bir aktiviteyle değerlendirmelerini sağlamak gerekir. Bir aktiviteyle uğraşan çocuk, genç; hem kendini değerli hisseder hem de bir şeyler başarıyor olabilmenin mutluluğunu yaşar.

Ayrıca; boş vakitlerini bir uğraşla geçiren öğrencilerin ders başarılarının diğer öğrencilere oranla daha yüksek olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Bunlar da göz önünde bulundurulduğunda, gençlerin de tutkusu olan; gitar çalmak en güzel uğraş olarak karşımıza çıkıyor. Gitar çalmayı öğrenmek aslında sanıldığı kadar zor değildir. Bu işi iyi bilenlerden öğrenmek ve kendinizi geliştirmek sizin elinizde. Zamanınızın bir kısmını ayırarak gitar dersleri almanız ve biraz da gayret etmeniz sizin bu işi tam anlamıyla öğrenmenize yetecektir. Üstelik en sevilen parçaları çalabileceğiniz gibi, kendi bestelerinizi de yapabilirsiniz.

Gitar çalmak çalan kişiye bir çok fayda ve olumlu şey sağlar. Kimi zaman bir dost yerine geçer, kimi zaman insanları neşelendirir ve daha pek çok faydalı durumların oluşmasını sağlar. Bu olumlu yanlara bakacak olursak;

*  Ritim duygunuzu geliştirir,

* Alıştırmalar ile bu durum oldukça iyi bir şekilde geliştirilir,

* Zihni dinlendirir,

* Hayal gücünüze katkıda bulunur,

* Parmaklarınıza esneklik katar,

* Müzik zevkiniz gelişir,

* Daha farklı bir şekilde görünmeye başlar müzik,

* Algılama yeteneklerinize katkıda bulunur,

* Diğer enstrümanlara geçerseniz kolaylık sağlar. Özellikle telli çalgılarda bu yetenek daha da belli eder kendini,

* Arkadaş ortamlarında büyük yardımcıdır,

* Edinilebilecek en güzel hobilerden biri sayılır,

* Geliştirilirse bir hobiden çıkıp bir işe bile dönüştürülebilir.

* Dosttur, en zor anlarınızda bile yanı başınızdadır,

* Stres atmanıza yardımcı olur,

* Sevdiklerinize güzel anlar yaşatır,

* Televizyonsuz bilgisayarsız bir evde yaşayabilirsiniz,

* Parmaklardaki kireçlenme olayını %200 azaltması gibi daha yüzlerce faydası vardır.

Gitar çalmak bir hobi edinirken kendinize bir çok fayda sağlamaktır.
Asıl adı “pianoforte” olan bu müzik aleti “kuvvetli ses” (forte) ve “düşük ses” (piano) anlamına gelen İtalyanca kelimelerden oluşmuştur. Telli çalgılar kategorisine dahil olan bu enstrümanda 36 siyah ve 52 beyaz olmak üzere toplam 88 tuş bulunmaktadır. Bu tuşlara bağlı olan bir çekiç mekanizması, gerilmiş ve akortlanmış tellere vurarak ses çıkartır. 1700’lü yıllarda ortaya çıkan piyano “çembalo” adında bir enstrümanın geliştirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Çembalo’da da tuşlar ve teller vardır ancak sesin şiddetini kontrol etmek mümkün değildir. İlk piyano İtalya’nın Floransa şehrinde Bartolommeo Cristofori tarafından yapılmıştır. Klasik müziğin önemli temsilcilerinden J.S. Bach’ın da bir çembalo tamircisi olarak ilk piyanoyu denediği bilinmektedir…

Piyano Çalmanın Faydaları
Dünya üzerinde birçok bilim insanı müzik eğitiminin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini araştırmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar son derece önemlidir. Çünkü müzik eğitimi alan çocukların özellikle matematik geometri gibi sayısal derslerde çok daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Aşağıda piyano çalmanın faydalarını listeledik:

1. Başarılı bir okul hayatı
2. Kendine güven duygusunun gelişmesi
3. Renkli bir sosyal çevre
4. Soyutlama yeteneğinin gelişmesi
5. Sağlıklı fiziksel gelişim
6. Vücudun farklı kas bölümlerinin aynı anda hareket edebilmesini sağlama
7. Yaratıcılık duygusunun gelişmesi
8. İnsani duyguların gelişmesi.
9. Sorumluluk duygusunun gelişmesi
10. Çalışma disiplinin gelişmesi

Piyano Çalmaya Kaç Yaşında Başlamalı?
Piyano, keman gibi temel klasik müzik enstrümanlarına erken yaşlarda başlamak önemlidir. Özellikle ilkokul öncesi piyano eğitimi almak zihinsel gelişim açısından da çok önemlidir. 4-6 yaş arasında piyano eğitimine başlanılması tavsiye edilir.
90’lı yıllara kadar gırnata olarak bilinen Klarnetin, dünyaca bilinen adı klarnettir, ama bununla birlikte gırnata adında farklı bir çalgı aleti daha bulunmaktadır.
Klarneti sadece çalmak yeterli değildir, tanımak da gereklidir. Nasıl birleştirildiğinden, nereden satın alınacağına, yapımında kullanılan ağaçlardan, nasıl daha farklı sesler elde edebileceğinize, bakımına, klarnet alırken dikkat edilmesi gerekenlere ve daha birçok bilgiye sahip olmak, klarnet çalmayı öğrenmede kolaylık sağlarken, klarnete daha çok bağlanmanıza da imkan sağlayacaktır.
Ülkemizde pek çok iyi klarnetçi bulunmaktadır. Mesela; Serkan Çağrı Mustafa Kandıralı, Hüsnü Şenlendirici, Şükrü Tunar, Göksün Çavdar, Selim Sesler ve Veli Kanık’dır.

İşte klarnete yeni başlayanlar için klarnet hakkında yarar sağlayacak 10 yararlı bilgi:

Klarnetin yapımında en çok kullanılan ağaç abanoz ağacıdır.
Ağaç klarnetlerin haricinde metal ile mermerden yapılmış klarnetler de bulunmaktadır.
Bek (kafalık), Barel (fıçı), Üst gövde ile Alt gövde ve Kalak olacak şekilde Klarnetin 5 temel parçası vardır.
Mi bemol klarnet, Si bemol klarnet, Re klarnet, Sol Klarnet, La klarnet, bas klarnet vs. gibi birçok çeşitler sahiptir. Ülkemizde ise sol klarnet en yaygın kullanılan şeklidir.
İstenilen müziğe göre klarnet seçimi yapılması verilecek doğru bir karardır. Batı müziği türü için Si bemol klarneti tercih edebilirsiniz ya da Türk Sanat Müziğinde sol klarnet seçebilirsiniz. Ancak her ikisinde de şu tür çalınacak diye bir zorunluluk yoktur.
Klarnet çalmak, ilk zamanlarda zor olsa da yüz ve dudak kaslarınızın gelişmesine yardımcı olur.Klarneti çalmaya yeni başladığınızda, ilk olarak temelde uzun üfleme çalışmaları yapmalısınız. Bu diyaframınızı geliştirecektir.
Klarnetin çabuk çürümemesi için her çalışmanın ardından temizlenmelidir. Dikkatle silinerek korunmalıdır.
Klarnetin içi kesinlikle demir bir çubuk ile silinmez. Bu aletin zarar görmesine sebebiyet verir.
Müziğin, matematiksel zekanın gelişimine katkısı, stresten uzaklaşmamızı sağlaması, disiplinli olmamıza yardımcı olması, öğrenme kapasitemizi arttırması gibi pek çok faydası var. Ayrıca bilim adamları dinlenilen müziğin hafızayı güçlendirmede rol oynadığını söylüyor. En yüksek öğrenme/hatırlama performansı için beynin sağ ve sol yarım kürelerini aktive ediyor; müzik beynin sağ tarafını harekete geçirirken, okunan ve sesli olarak söylenen kelimeler beynin sol yarım küresini aktive ediyor. Hatta anıları canlandırmada etken rol oynadığı da ispatlanmış durumda, bunun bazı hastalarda rehabilitasyon için kullanılabileceğini savunuyorlar ki tarihte de bu yöntemle ilgili çok sayıda örnek buluyoruz.

Müzik(özellikle klasik veya çok sesli olanlar) çocuklarda beyin ve ruhsal gelişime katkı sağlar. Sürekli müzik eğitimi alan çocukların almayanlara oranla bütün derslerinde daha başarılı olduğunu kanıtlayan pek çok araştırma mevcut. Beyin gelişiminin %80i 3 yaşına, %85i ise 8 yaşına kadar tamamlanmış oluyor, bunu en çok etkileyen faktör tabii ki beslenme, ancak ikinci sırada müzik geliyor. Şöyle düşünelim; beyin de diğer organlarımız gibi bir kas ve ne kadar çalışırsa o kadar gelişiyor. Ne kadar çok uyarana(stimulus) maruz kalırsa o kadar çalışıyor. Beyini çalıştırmanın en iyi yolu ise bir enstrüman çalmak. Bakın aşağıdaki video bunu ne kadar iyi açıklıyor.
Biz Esila Sanat Merkeziyiz; Ankara'da ki sanatın adresiyiz. Tecrübeli eğitmenlerimizle birlikte sanata gönül veren kişilerin yanındayız. Müzikte, Tiyatroda, Halk Oyunlarında hizmet sunmaktayız... Sizleride aramızda görmekten mutluluk duyacağız...
Darbuka çalmak zor mudur?

‘Düm tek düm tek düm düm tek’… Hepimizin kanını kaynatan, içimizi coşturan darbukayı biraz yakından tanımak ister misin?



Darbukanın nerede ortaya çıktığı kesin olarak bilinmese de ilk kullanılışının Antik Çağlarda olduğuna kesin gözüyle bakılıyor.

İnce belli, kadeh şeklindeki tasarım biçiminin, Antik Mısır’daki çeşitli eşyalarda görülmesi, uzmanlara darbukanın köklerinin Antik Mısır’da olduğunu düşündürmüş.

Araştırmalar sonucu ulaşılan bulgulara göre, milattan önceki tarihlerde darbuka, Nil deltasından elde edilen toprağın şekillendirilip, üzerine oğlak derisi gerilmesiyle yapılan bir vurmalı çalgıydı.

19 yy.da darbukanın Ortadoğu’da görülmeye başlandığı, 20. yüzyıla gelindiğindeyse bölgede son derece yaygın bir enstrüman haline geldiği biliniyor.

Günümüzde ise darbuka Arap, Ortadoğu ve Türk müziğinde kullanılan temel vurmalı sazlardan biri.

Bunun yanında bu coşkulu enstrüman modern çağın müzik tarzları pop, elektronik müzik, dünya müziği ve hatta caz müzik gibi birçok evrensel müzik tarzı içerisinde de sıklıkla kullanılır olmuştur.

BEN DE ÇALMAK İSTİYORUM

Bir vurmalı enstrüman olması sebebiyle darbukanın orkestra içindeki önemi son derece büyük.

Özellikle Doğu müziğinin temel ritim enstrümanlarından biri olarak, icra sırasında hata yapmaması gereken bir çalgı.

Orkestradaki tüm enstrümanların hatalarının telafisi mümkünken darbuka gibi ritim sazlarının yapacağı hatalar tüm orkestranın aksamasıyla sonuçlanır.

Darbuka çalmaya başlamak bu sorumluluk bilincini taşıyarak gerekli çalışmaları yapmayı gerektirir.

Bu yüzden metronom kullanarak yapacağınız düzenli egzersizler size büyük fayda sağlayacak.

Başlangıç aşamasında, internet ortamından elde edebileceğiniz, önemli darbuka sanatçılarının performans ve atölye videolarını izleyerek ve yapılanları taklit etmeye çalışarak teknik anlamda çok yol kat edebilirsiniz.

Fakat bu çalışmaları Türk müziği usullerini (ritimlerini) öğrenerek desteklemeniz sizi gerçek bir enstrümanist yapacaktır.

DARBUKANIN BÖLÜMLERİ

GÖVDE: Tarihte topraktan üretilen sonraları bakırdan ve günümüzde ise genellikle dökme demirden yapılan darbukanın ince belli ana kısmıdır.

DERİ: Geçmişte hayvan (oğlak veya balık) derisi kullanılan ancak günümüzde çok daha iyi performansı sebebiyle sentetik malzemeden üretilen, üzerine vurularak ses çıkarılan kısım.

KASNAK: Derinin doğru sesi çıkaracak gerginliğe ulaşmasını sağlayan yuvarlak dış çerçeve.

LAMBA (Ampul): Bugün toprak gövdeden üretilmiş hayvan derisi gerilmiş darbukaların, iyi ses verebilmesi adına içine deriyi ısıtmak amacıyla koyulan bildiğimiz ampuldür. Ancak iyi performans için ısıtılmaya ihtiyaç duymayan sentetik derili bazı darbukalarda, sahnede güzel bir görüntü oluşturması için de bu parça kullanılmakta.
Bağlamanın atası, Dede Korkut hikayelerinde adı çok sık geçen Kopuz’dur. Yaklaşık 1500 yıllık bir geçmişi olan ve birden çok telli saz türünü kapsayan Kopuz, Orta Asya’daki Türk Boyları tarafından kullanılmıştır. İlk zamanlar o bölgenin gezginci ozanları aracılığıyla Anadolu’ya gelmiştir. Kopuz, Bağlamadan farklı olarak teknesi deriyle kaplı, perdesiz, iki veya üç telli, telleri at kılı, koyun ve kurt bağırsağından yapılmış kirişlerden oluşan bir enstrümandır. Kopuzun Anadolu’da geçirdiği evrimlerden ve sapına perde bağlanmasından sonra ortaya çıkan Bağlama, Türkmenler tarafından kutsal bir enstrüman sayılırdı. Günümüzde, bağlamanın standart ölçüleri için hala çalışılmaktadır. Teknesinin hangi ağaçtan, kapağının ne kadar incelikte, sapının ne kadar uzunlukta olacağı tartışmaları süredursun, genel bir yapısı yavaş yavaş ortaya çıkmış görünüyor. Eskiden kullanılan, ancak günümüzde pek bulunamayan dut ağacından oyma tekneler yerine, dilim dilim yapıştırılmış ardıç; göğüs kapağı için ladin, köknar; sapı için ceviz, gürgen ağaçları kullanılır.

Bağlama Çalım Teknikleri

Bağlama başlıca iki çalım tekniğine sahiptir. İki çalım tekniğide ayrı zorlukları bulunmakla beraber dinleyiciye ve icra eden kişiye değişik renkler de, duyumlar-tatlar uyandırır. Başlıca iki çalım teknikleri;

Mızrap(Tezene) ile çalma yöntemi
Parmak(Şelpe) ile çalma yöntemi
Mızrap(Tezene) ile çalım

Mızrap kullanımı ile çalım tekniği daha yaygın olarak icra edilen çalım çalım tekniğidir. İcra sırasında mızrak(tezene) kullanılır. Bu teknik kendi içerisinde ikiye ayrılır ;

Tüm tellere vurarak çalma
Tellere ayrı ayrı vurarak çalma
Parmak(Şelpe)

Sağ elimizde herhangi bir araç olmaksızın tellere vurularak yapılan icra tekniğidir. Şelpe tekniği üç ayrı şekilde karşımıza çıkar.

Tel çekme tekniği
Parmak vurma tekniği
Tellerde ayrım yapmadan vurularak çalma
Bağlamada Tavır



İcra sırasında kullanılan teknikler ve stiller, dinlenilen-icra edilen müziğin ne olduğu, nereye ve kime ait olduğu hakkında başlıca fikir sahibi olmamızı sağlayan türlerin varlığını oluşturur. Türleri söyleyiş ve çalış olarak ele aldığımızda da karşımıza tavır dediğimiz kavram ortaya çıkmaktadır. Sözlük anlamı olarak tavır, “Durum, vaziyet, hal (TDK)” olarak nitelendirilir.  Bağlama da tavır ise en kısa haliyle, yapılan icranın genel olarak kişiye ve bölgeye ait olarak değişkenlik gösteren, kalıplaşmış icra şekilleri olarak açıklayabiliriz.Tavır, “Kişisel” ve “yöre-bölgesel” olmak üzere iki ayrı kategoride ele alınması gerektiğini görmekteyiz.

Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kişinin kendi beğeni ve becerisi doğrultusun da yapılıp dinleyiciye birçok bilgi veren bu farklılıklar nelerdir dersek başlıca bu farklılıklar;

İcra sırasında belirli tempoların kullanılması
İcra sırasında bazı teknik hareketlerin (çekme, çarpma, vibrasyon, tril vb.) kullanılması.
Birim değere(2/4, 5/8, 9/4 gibi) bağlı uzun süreli seslerin çalgının çalınış özelliğine göre bölünerek icrası, tavrı oluşturan öğelerdir.
Geleneksel Türk Halk Müziğinin önemli bir sazı olan bağlama da yöresel-bölgesel olarak on ayrı tavır sınıflandırılması yapılmıştır. Bu sınıflamalar;

Karadeniz-Trakya Tavrı
Teke Tavrı
Zeybek Tavrı
Konya Tavrı
Silifke Tavrı
Orta Anadolu Tavrı
Silifke-Azeri Tavrı
Yozgat-Kayseri Tavrı
Aşıklama Tavrı
Karşılama Tavrı
Kursu Seçimi ve Dersten Sonra Yapılabilecekler

Bağlama çalmaya sıfırdan başlıyorsak bir kurs bu aşamada oldukça yardımcı olacak, hızlanmamıza ve teknikleri doğru öğrenmemize yardımcı olacaktır. Kurs hakkında başlıca dikkat edilmesi gerekenler ise şunlar:

1- İşinin ehli, kendisi çalabildiği kadar başkalarına da öğretmekte uzman bir eğitmenle çalışmak şart. Aksi takdirde, elindeki bağlamayla harikalar yaratan (veya yaratamayan), sonrasında ise “siz de böyle çalın bak gösterdiğim gibi haydi” deyip tekniğinizin oturmasını umursamayan bir eğitmen başlangıçta sizi zorlamadığı için keyifli bile gelse, ileriki vadede mutsuz edecektir. Özellikle başlangıç aşamasında disiplin en önemli olgulardan birisi.

2- Kursta öğretilenleri canla başla dinleyip, en sıkıcı parçaları bile atlamadan, sabırla ilerleyerek yola devam edilmeli. Eğitmen de öğretilen parçayı sevmiyor, ileriki dönemlerde çalıp çalmayacağınızı önemsemiyor olabilir. Ancak özellikle başlangıç aşamalarında çalınan her parçada bir tekniğin öğretilmesi ve onun ilerletilmesi amacı güdülür.

3- Perdeye hangi parmakların basıldığına, sonrasında nasıl hareket ettiğine özellikle dikkat. Önceki maddede belirttiğimiz gibi, bunlar işkence olsun/zorluk çıksın diye değil, eğitim amacıyla yapılıyor ve sonradan, kendi başınıza çalmak istediğiniz bir parçada o özellikleri kullanarak çok daha hızlı ve temiz bir çalış gerçekleştirdiğinizi görerek, o tekniklerin üzerine düşmenize gerçekten de değdiğini anlıyorsunuz.

4- Kurs sonrası çalışma da, öğrenme pratiğini tamamlayan ve hızlanmasına yardımcı olan önemli bir unsur. 1,5-2 saatlik çalışma esnasında öğrendiklerimiz, birkaç gün içinde yoğun olarak tekrar edilmediğinde unutulmaya başlıyor ve zaten yeterince gelişmemiş olan parmak refleksleri, ilk öğrendiğimiz halinden bile geriye düşüyor. Bu yüzden, öğrendiklerimizin üzerine düşerek, imkanımız olduğu zamanlarda bol bol pratik yapmak şart.

5- Kursa gitme ve enstruman öğrenme amacınıza da bağlı olarak önemi artabilir-azalabilir, ancak nota meselesinin üzerine düşmek ve buna dair pratik yapmak ileriki vadede işleri aşırı derecede kolaylaştıracaktır. Nota öğrenmenin başlangıcında yeni bir dil öğreniyormuş hissine kapılmak ve bıkkınlık yaşamak çok normal olmasına rağmen, zorluk eşiğini aşmak için çaba göstermek gerekiyor. Bu esnada deşifre (önünüzde bulunan notayı enstrumanla müziğe çevirme) ve dikte (duyduğumuz müziği notaya aktarma işlemi) öğrenmiş oluyoruz ki, bu da çeşitli teknikler yerli yerine oturduktan sonra, birçok parçayı rahatlıkla çalabileceğimiz anlamına gelmekte. Bunun şan eğitimine ve sesimizi doğru kullanmamıza da olumlu etkisi olduğunu bilmekte fayda var.


Gitar, insanlık tarihinden bu yana müzik her zaman insanların ilgisini çekmiştir. Mutluyken, canımız sıkkınken,spor yaparken, eğlenirken, vakit geçirmek için; pek çok zaman müzik dinlerken buluruz kendimizi. Peki ya sevdiğimiz parçaları kendimiz çalabilsek nasıl olur?

Herkes yaşamının bir döneminde, bir müzik aleti çalabilmeyi istemiştir. Müzik aleti çalmak değince en popüler olan ve ilk akla gelen gitar olur. Gitar ilk olarak İspanya'da ortaya çıkmış, daha sonra pek çok gelişim aşaması geçirerek günümüzdeki şeklini almıştır. Genellikle altı telli olup, farklı ağaç türlerinden yapılır. Her tür müzikte kullanılabilen gitarın pek çok çeşiti vardır. İyi bir araştırmayla uygun fiyatlara alınabilecek olan gitarin çeşitleri; klasik, akustik, elektro, bas, perdesiz, lapsteel, yedi telli, oniki telli ve weissenbern gitardır.

Günümüzde pek çok boş vakti olan gençlerimizi zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak, onların boş vakitlerini güzel bir aktiviteyle değerlendirmelerini sağlamak gerekir. Bir aktiviteyle uğraşan çocuk, genç; hem kendini değerli hisseder hem de bir şeyler başarıyor olabilmenin mutluluğunu yaşar.

Ayrıca; boş vakitlerini bir uğraşla geçiren öğrencilerin ders başarılarının diğer öğrencilere oranla daha yüksek olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Bunlar da göz önünde bulundurulduğunda, gençlerin de tutkusu olan; gitar çalmak en güzel uğraş olarak karşımıza çıkıyor. Gitar çalmayı öğrenmek aslında sanıldığı kadar zor değildir. Bu işi iyi bilenlerden öğrenmek ve kendinizi geliştirmek sizin elinizde. Zamanınızın bir kısmını ayırarak gitar dersleri almanız ve biraz da gayret etmeniz sizin bu işi tam anlamıyla öğrenmenize yetecektir. Üstelik en sevilen parçaları çalabileceğiniz gibi, kendi bestelerinizi de yapabilirsiniz.

Gitar çalmak çalan kişiye bir çok fayda ve olumlu şey sağlar. Kimi zaman bir dost yerine geçer, kimi zaman insanları neşelendirir ve daha pek çok faydalı durumların oluşmasını sağlar. Bu olumlu yanlara bakacak olursak;

*  Ritim duygunuzu geliştirir,

* Alıştırmalar ile bu durum oldukça iyi bir şekilde geliştirilir,

* Zihni dinlendirir,

* Hayal gücünüze katkıda bulunur,

* Parmaklarınıza esneklik katar,

* Müzik zevkiniz gelişir,

* Daha farklı bir şekilde görünmeye başlar müzik,

* Algılama yeteneklerinize katkıda bulunur,

* Diğer enstrümanlara geçerseniz kolaylık sağlar. Özellikle telli çalgılarda bu yetenek daha da belli eder kendini,

* Arkadaş ortamlarında büyük yardımcıdır,

* Edinilebilecek en güzel hobilerden biri sayılır,

* Geliştirilirse bir hobiden çıkıp bir işe bile dönüştürülebilir.

* Dosttur, en zor anlarınızda bile yanı başınızdadır,

* Stres atmanıza yardımcı olur,

* Sevdiklerinize güzel anlar yaşatır,

* Televizyonsuz bilgisayarsız bir evde yaşayabilirsiniz,

* Parmaklardaki kireçlenme olayını %200 azaltması gibi daha yüzlerce faydası vardır.

Gitar çalmak bir hobi edinirken kendinize bir çok fayda sağlamaktır.
Bağlamanın atası, Dede Korkut hikayelerinde adı çok sık geçen Kopuz’dur. Yaklaşık 1500 yıllık bir geçmişi olan ve birden çok telli saz türünü kapsayan Kopuz, Orta Asya’daki Türk Boyları tarafından kullanılmıştır. İlk zamanlar o bölgenin gezginci ozanları aracılığıyla Anadolu’ya gelmiştir. Kopuz, Bağlamadan farklı olarak teknesi deriyle kaplı, perdesiz, iki veya üç telli, telleri at kılı, koyun ve kurt bağırsağından yapılmış kirişlerden oluşan bir enstrümandır. Kopuzun Anadolu’da geçirdiği evrimlerden ve sapına perde bağlanmasından sonra ortaya çıkan Bağlama, Türkmenler tarafından kutsal bir enstrüman sayılırdı. Günümüzde, bağlamanın standart ölçüleri için hala çalışılmaktadır. Teknesinin hangi ağaçtan, kapağının ne kadar incelikte, sapının ne kadar uzunlukta olacağı tartışmaları süredursun, genel bir yapısı yavaş yavaş ortaya çıkmış görünüyor. Eskiden kullanılan, ancak günümüzde pek bulunamayan dut ağacından oyma tekneler yerine, dilim dilim yapıştırılmış ardıç; göğüs kapağı için ladin, köknar; sapı için ceviz, gürgen ağaçları kullanılır.

Bağlama Çalım Teknikleri

Bağlama başlıca iki çalım tekniğine sahiptir. İki çalım tekniğide ayrı zorlukları bulunmakla beraber dinleyiciye ve icra eden kişiye değişik renkler de, duyumlar-tatlar uyandırır. Başlıca iki çalım teknikleri;

Mızrap(Tezene) ile çalma yöntemi
Parmak(Şelpe) ile çalma yöntemi
Mızrap(Tezene) ile çalım

Mızrap kullanımı ile çalım tekniği daha yaygın olarak icra edilen çalım çalım tekniğidir. İcra sırasında mızrak(tezene) kullanılır. Bu teknik kendi içerisinde ikiye ayrılır ;

Tüm tellere vurarak çalma
Tellere ayrı ayrı vurarak çalma
Parmak(Şelpe)

Sağ elimizde herhangi bir araç olmaksızın tellere vurularak yapılan icra tekniğidir. Şelpe tekniği üç ayrı şekilde karşımıza çıkar.

Tel çekme tekniği
Parmak vurma tekniği
Tellerde ayrım yapmadan vurularak çalma
Bağlamada Tavır



İcra sırasında kullanılan teknikler ve stiller, dinlenilen-icra edilen müziğin ne olduğu, nereye ve kime ait olduğu hakkında başlıca fikir sahibi olmamızı sağlayan türlerin varlığını oluşturur. Türleri söyleyiş ve çalış olarak ele aldığımızda da karşımıza tavır dediğimiz kavram ortaya çıkmaktadır. Sözlük anlamı olarak tavır, “Durum, vaziyet, hal (TDK)” olarak nitelendirilir.  Bağlama da tavır ise en kısa haliyle, yapılan icranın genel olarak kişiye ve bölgeye ait olarak değişkenlik gösteren, kalıplaşmış icra şekilleri olarak açıklayabiliriz.Tavır, “Kişisel” ve “yöre-bölgesel” olmak üzere iki ayrı kategoride ele alınması gerektiğini görmekteyiz.

Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kişinin kendi beğeni ve becerisi doğrultusun da yapılıp dinleyiciye birçok bilgi veren bu farklılıklar nelerdir dersek başlıca bu farklılıklar;

İcra sırasında belirli tempoların kullanılması
İcra sırasında bazı teknik hareketlerin (çekme, çarpma, vibrasyon, tril vb.) kullanılması.
Birim değere(2/4, 5/8, 9/4 gibi) bağlı uzun süreli seslerin çalgının çalınış özelliğine göre bölünerek icrası, tavrı oluşturan öğelerdir.
Geleneksel Türk Halk Müziğinin önemli bir sazı olan bağlama da yöresel-bölgesel olarak on ayrı tavır sınıflandırılması yapılmıştır. Bu sınıflamalar;

Karadeniz-Trakya Tavrı
Teke Tavrı
Zeybek Tavrı
Konya Tavrı
Silifke Tavrı
Orta Anadolu Tavrı
Silifke-Azeri Tavrı
Yozgat-Kayseri Tavrı
Aşıklama Tavrı
Karşılama Tavrı
Kursu Seçimi ve Dersten Sonra Yapılabilecekler

Bağlama çalmaya sıfırdan başlıyorsak bir kurs bu aşamada oldukça yardımcı olacak, hızlanmamıza ve teknikleri doğru öğrenmemize yardımcı olacaktır. Kurs hakkında başlıca dikkat edilmesi gerekenler ise şunlar:

1- İşinin ehli, kendisi çalabildiği kadar başkalarına da öğretmekte uzman bir eğitmenle çalışmak şart. Aksi takdirde, elindeki bağlamayla harikalar yaratan (veya yaratamayan), sonrasında ise “siz de böyle çalın bak gösterdiğim gibi haydi” deyip tekniğinizin oturmasını umursamayan bir eğitmen başlangıçta sizi zorlamadığı için keyifli bile gelse, ileriki vadede mutsuz edecektir. Özellikle başlangıç aşamasında disiplin en önemli olgulardan birisi.

2- Kursta öğretilenleri canla başla dinleyip, en sıkıcı parçaları bile atlamadan, sabırla ilerleyerek yola devam edilmeli. Eğitmen de öğretilen parçayı sevmiyor, ileriki dönemlerde çalıp çalmayacağınızı önemsemiyor olabilir. Ancak özellikle başlangıç aşamalarında çalınan her parçada bir tekniğin öğretilmesi ve onun ilerletilmesi amacı güdülür.

3- Perdeye hangi parmakların basıldığına, sonrasında nasıl hareket ettiğine özellikle dikkat. Önceki maddede belirttiğimiz gibi, bunlar işkence olsun/zorluk çıksın diye değil, eğitim amacıyla yapılıyor ve sonradan, kendi başınıza çalmak istediğiniz bir parçada o özellikleri kullanarak çok daha hızlı ve temiz bir çalış gerçekleştirdiğinizi görerek, o tekniklerin üzerine düşmenize gerçekten de değdiğini anlıyorsunuz.

4- Kurs sonrası çalışma da, öğrenme pratiğini tamamlayan ve hızlanmasına yardımcı olan önemli bir unsur. 1,5-2 saatlik çalışma esnasında öğrendiklerimiz, birkaç gün içinde yoğun olarak tekrar edilmediğinde unutulmaya başlıyor ve zaten yeterince gelişmemiş olan parmak refleksleri, ilk öğrendiğimiz halinden bile geriye düşüyor. Bu yüzden, öğrendiklerimizin üzerine düşerek, imkanımız olduğu zamanlarda bol bol pratik yapmak şart.

5- Kursa gitme ve enstruman öğrenme amacınıza da bağlı olarak önemi artabilir-azalabilir, ancak nota meselesinin üzerine düşmek ve buna dair pratik yapmak ileriki vadede işleri aşırı derecede kolaylaştıracaktır. Nota öğrenmenin başlangıcında yeni bir dil öğreniyormuş hissine kapılmak ve bıkkınlık yaşamak çok normal olmasına rağmen, zorluk eşiğini aşmak için çaba göstermek gerekiyor. Bu esnada deşifre (önünüzde bulunan notayı enstrumanla müziğe çevirme) ve dikte (duyduğumuz müziği notaya aktarma işlemi) öğrenmiş oluyoruz ki, bu da çeşitli teknikler yerli yerine oturduktan sonra, birçok parçayı rahatlıkla çalabileceğimiz anlamına gelmekte. Bunun şan eğitimine ve sesimizi doğru kullanmamıza da olumlu etkisi olduğunu bilmekte fayda var.


Muhtemelen en tanınmış orkestra çalgısı olan Keman bir yayla çalınan telli bir enstrümandır. Keman ailesinin en geniş aralıklı sesine sahip olan üyesi olan kemanın yanında diğer üyeleri Viola, Çello ve Konturbas’ dır. Keman kendine özgü biçimiyle 16. yüzyılda Avrupa’ da ortaya çıktı. Teknesi, sırt ( Akçaağaç’ tan ) ve göğüs (Köknar’dan) ile yanlıklardan ( Akçaağaç’ tan ) oluşur. Göğsündeki iki delik “F “ biçimindedir.

Kemanın Özellikleri
Keman insanı erinden etkileyen eşsiz güzellikteki sesiyle yaylı çalgılar ailesinin en önemli üyesidir. Sesi öteki çalgılara göre bir çok bakımdan insan sesine daha yakındır. Keman çene altı ile omuz arasına sıkıştırılarak tutulur. Sol elin parmakları sap üzerinde bulunan tellere basarak gezinirken sağ elle tutulan yay keman tellerine sürtülerek çalınır.Gövdenin orta bölümündeki yan girintiler yayın daha kolay hareket etmesini sağlar. 35 ile 36 santimetre arasında değişen bir gövdesi vardır. Küçük ve hafif bir çalgı olmakla birlikte ortalama 84 ayrı parçanın bir araya getirilmesi ile yapılır. Genellikle 2 santimetre kalınlığında bir çam veya Akağaçtan oyma kalemi ve rende kullanılarak biçime sokulur.

Kemanın bir gövdesi ve buna bağlı bir sapı vardır. Gövde, göğüs tahtası yada tabla denilen üst kapak, alt kapak ve onları birleştiren yanlık adı verilen bir kasnaktan oluşur. Tellerin köprü aracılığı ile gövdeye yaptığı basınca direnebilmesi için alt ve üst kapaklara bir kavis verilmiştir. Sapın ucundaki burgulara sarılarak bağlanan teller bir eşikten geçerek gövdenin ucundaki kuyruk bölümüne bağlanır. Köprü tellerin titreşimini üst kapağa iletir.

Müzik Eğitiminin Sayısız Faydası Bulunmaktadır

Müzik eğitimi ve keman eğitimi insan beyninde lisan ve karar verme yetisini kontrol eden bölgelerin ileri düzeyde gelişmesini sağlar.

Eğer müzik eğitimine, keman eğitimine erken bir yaşta başlanırsa beynin söz konusu bölgeleri  daha rahat gelişecektir, çünkü insan beyni yıllar boyunca gelişimine devam eder ve beynimizin yaratıcı olan yarısı olan sol tarafı bu tarz bir eğitimin yardımıyla fiziksel olarak gelişecek ve beyin hücreleri arasındaki bağlar da kuvvetlenecektir.

Keman Dünyayı Algılamamızı Değiştirir

Müzik dünyayı algılayış şeklimizi, bakış şeklimizi, zihnimizde objeleri canlandırma yeteneğimizi ve algı kapasitemizi birebir olarak etkiler. Eğer çevremizdeki objeleri oldukları şekilde algılayabilirsek ve bu yeteneğimizi geliştirirsek çok basit gündelik problemlerden matematiksel problemlere kadar her soruna daha rahat yaklaşabilir ve bunları çok daha kolay bir biçimde çözebiliriz. Keman gibi şık bir müzik aletini çalarak bunca faydaya da rahatlıkla ulaşmak mümkün.

Uygun bir sanat eğitimi problem çözmek konusunda çocukları daha yaratıcı kılacaktır, zira, söz konusu sanat olduğunda bir problemin hiçbir zaman tek bir çözümü yoktur. Bu düşünme şekli çocukların hayata olan bakış açısını direk olarak etkiler.  Ayrıca yapılan araştırmaların gösterdiği şudur ki;  sanat eğitimi alan çocuklar öğrenim hayatlarında da diğerlerine göre daha başarılı olacaklardır.

Sanat eğitimi ve keman eğitimi bir çocuğun olduğu yere kısılıp kalmasını onu farklı kültürlerle tanıştırarak önler. Bu şekilde çocuklar hayatları boyunca çözümcü olmayı, empati kurmayı ve diğerlerine karşı sevgiyle yaklaşmayı öğrenirler.
Darbuka çalmak zor mudur?

‘Düm tek düm tek düm düm tek’… Hepimizin kanını kaynatan, içimizi coşturan darbukayı biraz yakından tanımak ister misin?



Darbukanın nerede ortaya çıktığı kesin olarak bilinmese de ilk kullanılışının Antik Çağlarda olduğuna kesin gözüyle bakılıyor.

İnce belli, kadeh şeklindeki tasarım biçiminin, Antik Mısır’daki çeşitli eşyalarda görülmesi, uzmanlara darbukanın köklerinin Antik Mısır’da olduğunu düşündürmüş.

Araştırmalar sonucu ulaşılan bulgulara göre, milattan önceki tarihlerde darbuka, Nil deltasından elde edilen toprağın şekillendirilip, üzerine oğlak derisi gerilmesiyle yapılan bir vurmalı çalgıydı.

19 yy.da darbukanın Ortadoğu’da görülmeye başlandığı, 20. yüzyıla gelindiğindeyse bölgede son derece yaygın bir enstrüman haline geldiği biliniyor.

Günümüzde ise darbuka Arap, Ortadoğu ve Türk müziğinde kullanılan temel vurmalı sazlardan biri.

Bunun yanında bu coşkulu enstrüman modern çağın müzik tarzları pop, elektronik müzik, dünya müziği ve hatta caz müzik gibi birçok evrensel müzik tarzı içerisinde de sıklıkla kullanılır olmuştur.

BEN DE ÇALMAK İSTİYORUM

Bir vurmalı enstrüman olması sebebiyle darbukanın orkestra içindeki önemi son derece büyük.

Özellikle Doğu müziğinin temel ritim enstrümanlarından biri olarak, icra sırasında hata yapmaması gereken bir çalgı.

Orkestradaki tüm enstrümanların hatalarının telafisi mümkünken darbuka gibi ritim sazlarının yapacağı hatalar tüm orkestranın aksamasıyla sonuçlanır.

Darbuka çalmaya başlamak bu sorumluluk bilincini taşıyarak gerekli çalışmaları yapmayı gerektirir.

Bu yüzden metronom kullanarak yapacağınız düzenli egzersizler size büyük fayda sağlayacak.

Başlangıç aşamasında, internet ortamından elde edebileceğiniz, önemli darbuka sanatçılarının performans ve atölye videolarını izleyerek ve yapılanları taklit etmeye çalışarak teknik anlamda çok yol kat edebilirsiniz.

Fakat bu çalışmaları Türk müziği usullerini (ritimlerini) öğrenerek desteklemeniz sizi gerçek bir enstrümanist yapacaktır.

DARBUKANIN BÖLÜMLERİ

GÖVDE: Tarihte topraktan üretilen sonraları bakırdan ve günümüzde ise genellikle dökme demirden yapılan darbukanın ince belli ana kısmıdır.

DERİ: Geçmişte hayvan (oğlak veya balık) derisi kullanılan ancak günümüzde çok daha iyi performansı sebebiyle sentetik malzemeden üretilen, üzerine vurularak ses çıkarılan kısım.

KASNAK: Derinin doğru sesi çıkaracak gerginliğe ulaşmasını sağlayan yuvarlak dış çerçeve.

LAMBA (Ampul): Bugün toprak gövdeden üretilmiş hayvan derisi gerilmiş darbukaların, iyi ses verebilmesi adına içine deriyi ısıtmak amacıyla koyulan bildiğimiz ampuldür. Ancak iyi performans için ısıtılmaya ihtiyaç duymayan sentetik derili bazı darbukalarda, sahnede güzel bir görüntü oluşturması için de bu parça kullanılmakta.
Asıl adı “pianoforte” olan bu müzik aleti “kuvvetli ses” (forte) ve “düşük ses” (piano) anlamına gelen İtalyanca kelimelerden oluşmuştur. Telli çalgılar kategorisine dahil olan bu enstrümanda 36 siyah ve 52 beyaz olmak üzere toplam 88 tuş bulunmaktadır. Bu tuşlara bağlı olan bir çekiç mekanizması, gerilmiş ve akortlanmış tellere vurarak ses çıkartır. 1700’lü yıllarda ortaya çıkan piyano “çembalo” adında bir enstrümanın geliştirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Çembalo’da da tuşlar ve teller vardır ancak sesin şiddetini kontrol etmek mümkün değildir. İlk piyano İtalya’nın Floransa şehrinde Bartolommeo Cristofori tarafından yapılmıştır. Klasik müziğin önemli temsilcilerinden J.S. Bach’ın da bir çembalo tamircisi olarak ilk piyanoyu denediği bilinmektedir…

Piyano Çalmanın Faydaları
Dünya üzerinde birçok bilim insanı müzik eğitiminin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini araştırmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar son derece önemlidir. Çünkü müzik eğitimi alan çocukların özellikle matematik geometri gibi sayısal derslerde çok daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Aşağıda piyano çalmanın faydalarını listeledik:

1. Başarılı bir okul hayatı
2. Kendine güven duygusunun gelişmesi
3. Renkli bir sosyal çevre
4. Soyutlama yeteneğinin gelişmesi
5. Sağlıklı fiziksel gelişim
6. Vücudun farklı kas bölümlerinin aynı anda hareket edebilmesini sağlama
7. Yaratıcılık duygusunun gelişmesi
8. İnsani duyguların gelişmesi.
9. Sorumluluk duygusunun gelişmesi
10. Çalışma disiplinin gelişmesi

Piyano Çalmaya Kaç Yaşında Başlamalı?
Piyano, keman gibi temel klasik müzik enstrümanlarına erken yaşlarda başlamak önemlidir. Özellikle ilkokul öncesi piyano eğitimi almak zihinsel gelişim açısından da çok önemlidir. 4-6 yaş arasında piyano eğitimine başlanılması tavsiye edilir.
Yan flüt; dilsiz nefesli çalgılar grubunda yer alan, baş-gövde-kuyruk olmak üzere üç parçadan oluşan bir müzik aletidir. Adı çoğunlukla flüt olarak geçmesine rağmen, yanlış anlaşılmalara karşı “yan flüt” denilmektedir. Yan flüt icat edildiği ilk zamanlar abanoz ağacından yapılırdı. Günümüzde ağaçtan yapılma flütler hala kullanılmaktadır fakat çok yaygın değildir. Genel olarak nikel, gümüş ve altın gibi madenlerle yapılmaktadır.

Yan Flütün Akustik Özellikleri

Flüt, dilsiz nefesli çalgılar içerisinde en marifetli çalgı olarak bilinir çünkü yan flütle çalınabilecek melodi sayısı çok azdır. Tek, çift, üç dil ve kurbağa dili tekniği kullanılarak kromatik, diotanik ezgiler, arpejler, gösterişli pasajlar çok hızlı ve yavaş tempolarda çalınabilir. Crescendo (kreşendo) ve decrescendo (dekreşendo) çalma imkânı diğer çalgılara göre daha azdır. Bazı tril ve tremoloları çalmak ise imkânsızdır. Bunun sebebi ise özellikle ince seslerin çalınmasında çok nefes harcanması ve flütü çalan kişiyi zorlamasıdır.

Orkestra İçinde Yan Flütün Yeri

Çoğunlukla Batı müziğinde rastladığımız yan flüt, klasik eserlerde daha çok kullanılmaktadır. Orkestrada ise solo olarak veya koro şeklinde uyarlanan notalarla çalınabilir. Duygusal, doğayı yansıtan ezgiler, kuş cıvıltılar, çocuksu pasajlar yaratmak için yan flüt kullanılır. Diğer tahta nefesli çalgılar ile büyük bir uyum oluşturur. Ana melodinin keman veya piyano olduğu eserlerde de müthiş bir müzik şöleni yaratır.

Yan Flüt Çalmayı Nasıl Öğrenebilirsiniz?

Yan flüt, pek çok teknik ve üfleme stilleriyle çalındığı için yoğun bir emek ve mesai isteyen bir çalgıdır.
Yan flüt öğrenmek için ilk olarak kendinize en uygun bulduğunuz başlangıç flütüne sahip olmalısınız.
Üfleme tekniğinizi geliştirmek için de ilk başta tek bir notayı uzun uzun üflemelisiniz. Flütünüzden çıkan sesin doğruluğundan ve temizliğinden eminseniz bir adım daha ilerlemiş olacaksınız. 
Doğru üfleme ve tonlama egzersizlerinin yanı sıra parçaları çalabilmek için nota bilgisine de ihtiyacınız olacaktır.
Yan flüt öğrenebilmek için bir diğer pratik bilgi ise kesinlikle çalmaya büyük parçalardan başlamamanız.
Basit ve temel parçaları tekrar ederek çalarsanız tekniğiniz ilerler ve kulak aşinalığınız artar.
Flütünüzle çaldığınız parçaların daha temiz bir sesle duyulmasını istiyorsanız sık sık nefes ve diyafram egzersizi yapmalısınız. Flüte üflerken aldığınız nefesin diyaframdan geldiğine emin olmalısınız. 
Uzun notalarda ve durakları uzun olan parçalarda nefesinizi daha kuvvetli üflemek zorunda olduğunuz için baş dönmesi yaşayabilirsiniz. Bu sebeple flüt çalmaya başlamadan önce nefes egzersizini ihmal etmemeniz gerekmektedir. Ayrıca flütünüzü çalarken dik pozisyonda tutmaya da özen göstermelisiniz.
Yeni başlayan kişiler günde en az bir saatini flüte ayırmalı ve ciddi bir çalışma yapmalıdır. Eğer amacınız profesyonel olmaksa günde 3–4 saat çalışmak daha iyi bir sonuç almanıza yardımcı olur.